Bir Türk Ajanın Günlüğü

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Süper Üye
Katılım
19 Kas 2016
Mesajlar
659
Tepki puanı
10
Ödüller
7
9 HİZMET YILI
[font=tahoma, verdana, geneva, lucida,]23 Şubat 1999[/FONT]
[font=tahoma, verdana, geneva, lucida,]
Dağda oturmuş etrafı izliyordum, yurdumun dağlarında. PKK dağılmıştı. Çelik ve Çekiç harekatları, terörist başının yakalanması. Artık PKK dağılma sürecini bırakmış yenilgiyi tamamen kabul etmişti. Uzun yıllar dağda ısınmaya ateş yakamayan biz şimdi istediğimiz gibi hareket ediyorduk. Ailemi özlüyordum. 

"Kaç aydır buradasın aslanım?" diye sordu gözlüklü adam. ismini öğrenmeye gerek duymuyordum. Zaten gerçek adı değildi. Sorsan gerçek adını bile unutmuştu. Cevap vermedim. Çünkü kaç aydır orada olduğumu biliyordu. Saçlarına ak düşmüş olan bu adam uzun yıllardır bu dağlarda geziyordu. Buraları karış karış biliyordu. Yanında ki adamların teşkilatta ki ismini, katılışını hatta doğum tarihini bile biliyordu. Ben dahil çevremizde ki 7 kişi de bunun farkındaydı. 

Cevap vermememi yadırgamadı, hatta tebrik eder gibi bakıyordu. Biz 26 yaşında gençtik. O ise 50 yaşına gelmişti en kötü. Tecrübeleri saçlarında ki aklardan belli oluyordu. Tek gözümüz açık, mağarada uyuduk. Doğuda başka türlü uyuyamıyorsun. Uyumak denmez gerçi, kendini dinlendirdin denir. Her an ölüme, öldürmeye, çatışmaya hazır olarak uyumak, uyurken üşüdüğünü hissetmek. Sahi, uykusuzluk nedir? Bir kez yaşamıştım, 6 gün boyunca uykusuz kalmıştım. En sonunda yere yığılmışım.

[/FONT]

[font=tahoma, verdana, geneva, lucida,]17 Haziran 2000[/FONT]
[font=tahoma, verdana, geneva, lucida,]

Ailemin yanında, istanbul'a dönüyordum. içimde garip bir heyecan vardı. Normal kimliğim ile tüm benliğim ile. Beni yurt dışında ki işimin başında zanneden annem, babam ve nişanlım. Her şey bitmişti aslında. Dağlar temizlenmiş PKK tamamen çekilmişti. Askere en fazla taciz ateşi geliyordu fakat biz her zaman dağda durmak zorundaydık. 

Dönüşümlü olarak dağda bekliyorduk. Bazılarımız köylere iniyordu bilgi toplamak amacıyla. PKK çekilmeye başladıktan sonra köylere inmeler azalmış, halk kendi haline bırakılmıştı. Hayatımın neye dönüştüğünü düşünüyordum. Daha çocuk yaşta askeri eğitimlere başlamıştım. Aslında ilk aldığım dersler tarih dersleri olmuştu. Basit tarih dersleri ile çektiler beni oralara, tarih dersine ilgim yoktu pek fakat bu farklıydı, o yıllarda okulda öğrendiklerim gibi değildi. Bana anlattıkları şeylerle gurur duyuyordum. Kendimi görüyordum. Ben bu kanı taşıyorum diyordum. 

Sonra işte, şuan olduğum adam olmak için uğraşıp askeri eğitime başlamıştım. Askeri eğitimin yanında zihinsel her türlü eğitimi aldım. Farkında olmadan çok şey öğrendim. Bir zaman sonra insanların gördüklerinden farklı şeyler görüyordum. insanlar bir şeye odaklanırken ben olayları bütünüyle süzebiliyordum. insanların mimiklerinden bazı şeyleri anlayabilecek duruma gelmiştim. Etrafımdakilere ustaca yalanlar söylüyor, onları çok basit şekilde kandırabiliyordum. 

Kritik kararları anında verip, başarılı olabiliyordum. Üniversite boyunca teröristler ile uğramıştım. Türk intikam Tugayı ile birlikte hareket ettim fakat dışardan bakınca normal bir öğrenciydim, ben bunları yaparken Çelik ve Çekiç harekatları oluyordu. Onlara katılmayı çok istemiştim fakat başaramamıştım. 
[/FONT]

[font=tahoma, verdana, geneva, lucida,]
23 Haziran 2000[/FONT]
[font=tahoma, verdana, geneva, lucida,]

istanbula döneli 4 gün oldu. Henüz ailemin yanına gitmedim. Birkaç işim vardı. Vatan adlı çocukluk arkadaşım ile buluştum. Benden iki yaş büyüktü. ikimizde ne olduğumuzu biliyorduk, aslında beni bu işlere o sürüklemişti. Oda nişanlıydı, evlenmesi için hiçbir engel yoktu fakat evlenemiyordu. Nişanlısını oyalıyor bir şekilde uzaklaşmaya çalışıyordu. O konu hakkında konuştuk. Kafası çok karışıktı. Kendisine dış görev verilmesini istiyor fakat başaramıyordu. 

Dış görev verilirse bu şekilde nişanlısından "iş" için uzaklaşmış olacaktı. Daha mantıklı yalanlar uyduracak gereksiz şüpheleri yok edecekti fakat işler devlete göreydi, sen isteyemiyordun. Devlet sana veriyordu. Devlet ne derse oydu, çekipte gidemiyordu. Birisini seviyordu ama vatan sevgisi daha ağır basıyordu. Biraz konuştuk onunla benim ne yapacağımı sordu ayak üstü, baba ne derse o diyip vedalaştım ve otelin yolunu tuttum.

Irak-Amerika soğuk savaşı sürüyordu. Bize öğretilen bir şey vardı, komşunda olan bir yangın sana da sıçrardı. Irakta bir savaş çıkarsa bu kesinlikle bize sıçrayacaktı. Benim korkum aslında olası bir savaş değil bize sıçramasıydı. Siyasetçilerin yanlış tercihleriydi. Bize sıçramaması için elimizden geleni yapmamız gerekiyordu fakat iç işlerine karışmamız bizim bina içinde yanlış anlaşılmamıza sebep olabilirdi. Hem kim izin verir ki ailesinin iç işlerine başka bir ailenin karışmasına? Biz sadece yangını söndürmek için uğraşmalıydık. 

Amerika bir şeyler planlıyordu. Saddam'a atılan iftiralar artık normal boyutta değildi. Abartısız avrupada 10 kişiyi çevirip 10 kişiye de "Saddam teröristlere yardım ediyor mu?" diye sorsanız alacağınız cevap "Kesinlikle." olur.
[/FONT]

[font=tahoma, verdana, geneva, lucida,][font=tahoma, verdana, geneva, lucida,]İlgi ve alakaya göre konunun devamını paylaşacağım.[/FONT]
[/FONT]
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst