Final Fantas XV İnceleme Ve Hikayesi (İnceleme Video)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Onaylı Üye
Katılım
9 Nis 2018
Mesajlar
115
Tepki puanı
15
Yaş
25
:video:


İlk olarak Final Fantasy XIII ile birlikte, Versus XIII adı ile duyurulan Final Fantasy XV, aslında tıpkı XIII-2 ve Lightning Returns gibi, XIII serisinin oyunun olacak ve ana karakter Noctis de Lightning'in düşmanı rolünü alacaktı. Tahmin edildiği üzere Lightning aydınlığı, Noctis ise karanlığı temsil edecek ve muazzam bir hikayeyi iki tarafı ile de başarılı bir şekilde görecektik. XIII'ün çıkışından sonra seri ufak bir değişikliğe gitti. Versus XIII'ü artık fuarlarda veya konferanslarda göremez olduk ve oyun birden tarihin tozlu sayfalarına karıştı. Birkaç sene sonra Square Enix bombayı patlattı ve Versus XIII'ün iptal edildiğini, bu oyunun Final Fantasy XV olacağını söyledi. İşte o zaman kafamızda bir şeyler çakmaya başladı. Bu tam da korktuğumuz gibi, devşirme bir oyun olabilirdi. Ama neyse ki, öyle olmadı.

Kardeş dedim evet, herhangi bir yanlışlık yok. Aralarında kan bağı yok belki ama, onlar gerçek birer kardeş. Aslında Final Fantasy'nin geçmişte çıkan neredeyse tüm oyunlarında belirli bir takım ile hikayeyi sürdürürdük. Bu takımdaki kişiler genellikle birbirlerini tanımayan ve hikayeleri ortak bir noktada birleşen kişiler olurdu. Final Fantasy XV'te ise bu alışıldık yoldan çıkarak birbirlerini çok iyi tanıyan, neredeyse kardeş gibi dört karakter ile çıkıyoruz yola. Diğer üç karakter ana karakterimiz Noctis'in 'muhafızları' olsa da her biri Noctis'in küçüklüğünden beri tanımakta olduğu, en iyi arkadaşları. Bu yüzden diğer oyunlarda var olan o sıkıcı tanışma ve alışma süreci Final Fantasy XV'te bulunmuyor ve kendinizi direkt olarak hikayenin içerisine atıp o sıcacık takımın bir parçası haline gelebiliyorsunuz. Noctis, Gladiolus, Prompto, Ignis ve siz! Kocaman, beş kişilik bir kardeşlik.

138.jpg


Oyunun sahip olduğu hikayeden çok fazla bahsetmeyeceğim, zira spoiler vererek oyun zevkinizi yarılamak istemiyorum ancak ufak bir fikir edinmek adına oyunun başlangıcından, daha önce verilen bilgiler ışığında bahsedeceğim. Hikayeye direkt olarak giriş yapmanızı sağlayan Final Fantasy XV'te Prens Noctis ve üç kardeşi Noctis'in babası Kral Regis'in de emri ile Accordo'nun başkenti Altissia'ya gitmeli ve Lunafreya'yı bulmalıdır. Bu noktadan sonra Noctis, çocukluktan beri tanıdığı Lunafreya ile evlenecek ve Lucis ile Niflheim da bu bağlamda bir barış antlaşması imzalayacaktır. Daha fazla bahsetmeyeceğim, neyi ne kadar biliyorsunuz bilmiyorum ancak tahmin ettiğiniz üzere işler hiç de öyle pürüzsüz bir şekilde ilerlemiyor. Tam aksine, hikaye çok büyük ve tahmin edilemez ölçeklere ulaşıyor.

Hikayeden bahsetmişken, Kingsglaive'e de değinmesem olmazdı diye düşünüyorum. Final Fantasy XV'ten önce çıkan ve de oyunun öncesini anlatan Kinsglaive adlı tam boyutlu filmi izlemediyseniz, izlemenizi mutlaka tavsiye ediyorum. Elbette filmden bazı sahneleri oyunda da görüyorsunuz ancak filmi izlemeden XV'i oynamaya başlarsanız oyunun birçok noktasında "bu kim?, bu niye burada?, bu kız niye bu yolda yürüyor?, niye buraya geldik?" gibi bir sürü soru sorabilirsiniz. Soracağınıza eminim. O yüzden gerçekten, tekrar tekrar söylüyorum, XV'i oynamadan önce o filmi mutlaka izleyin. Zaten DVD'si falan da çıkalı bayağı oluyor. Rahat rahat bulursunuz.

Final Fantasy'nin önceki oyunları aslında yeni nesile fazla tersti. Neden diye soracak olursanız, günümüz oyunlarında artık hızlı ve akıcı oynanışın çok önemli bir yeri var. Özellikle yakın dövüşün çok büyük bir yer kapladığı günümüz oyunlarında yavaş ve sıra tabanlı bir oynanışa yer yok. Elbette sıra tabanlı olup da yine harika bir oyun olabilirdi ancak yeni nesil oyuncular veya Final Fantasy serisine ilk kez adım atacak olan kişiler direkt olarak seriden soğuyabilirdi. Final Fantasy XV'te hem eski, hem de yeni hayranların sevebileceği çok akıcı ve sürükleyici bir savaş sistemi bulunuyor.

Diğer Final Fantasy oyunlarının aksine sadece ana karakteri yönlendirdiğiniz XV'te, diğer karakterler kendilerine has birer yapay zekaya sahip. Karakterlerin seviyesi atladıkça onlar için açacağınız yeni yetenek zincirleri sayesinde savaş sırasında gerçekleştirdikleri aksiyonlar da şekilleniyor ve büyük bir oranda güçlenmeye başlıyor. Birçok yayın ve kişi oyunda bulunan savaşlar sırasında çok büyük bir curcunanın meydana geldiğini, olan-bitenden bir şey anlamadıklarını söylüyor. Detaylara dikkat etmezseniz gerçekten Final Fantasy XV'in savaşları tam bir curcunaya dönüşebilir. Ancak biraz dikkatli olup savaşlardaki ince detaylara bakarsanız aslında oyunda bulunan her dört karakterin de nasıl koordine hareket ettiğini görebiliyorsunuz. Diğer takım bazlı rol yapma oyunlarında olduğu gibi her karakter kafasına göre bir düşmana dalmıyor. Bu Final Fantasy XV'in belki

Savaş alanında öyle detaylı bir ahenk bulunuyor ki, kimi zaman Noctis ve kardeşleri hiç beklemediğiniz, mükemmel hareketler sergileyebiliyor. Birbirlerine zincirlenen ve seviye atladıkça da şekillendirebildiğiniz bu saldırılar normal saldırılarınıza göre de gözle görülebilir bir kolaylık sağlıyor. Tam her şey bitmiş, öleceğinizi düşünürken düşmanın arkasına geçip Prompto ile beraber sağlam bir kritik vuruş yaptığınız takdirde dalgayı direkt olarak tersine çevirebiliyor ve avantajı elinize alabiliyorsunuz. Bu ve bunun gibi çok ince, ancak sistematik detaylar Final Fantasy XV'in savaş sistemini eşsiz kılıyor.

Final Fantasy XV'in savaş ve oyun mekanikleri adına kattığı bir yeni özellik de Stasis yardımı ile gerçekleştirdiğimiz hareketler. Kingsglavie'i izlediyseniz muhafızların silahlarını bir noktaya fırlatarak, fırlattıkları noktaya ışınlandıklarını hatırlayabiliyorsunuzdur. İşte Noctis'te de tam olarak aynı güç bulunmakta. Takımın diğer üyelerinde bulunmayan bu ışınlanma gücü sayesinde bir savaş sırasında kendinizi güvenli bir yere ışınlayıp güç toplayabiliyor ve tekrar savaş alanına dönebiliyorsunuz. Aynı şekilde Stasis sayesinde tek bir tuşa basılı tutarak tüm düşman saldırılarını defedebiliyorsunuz. Elbette Stasis'in de bir sınırı var ve bittiğinde bir süre beklemeniz gerekiyor. Bu bağlamda da zamanlamanızı iyi ayarlamanız gerekiyor.

Aslında savaş sisteminin bu kadar karmaşık gibi görünmesine rağmen, bir o kadar kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir olması bazı oyuncuları üzecektir. Sadece kareye basarak tüm saldırıları defetmek ve sadece yuvarlağa basarak da en yakınınızdaki düşmana saldırmak aslında bir savaştan başarılı bir şekilde çıkmanız için yeterli olacaktır. En azından bu bazı istisnalar dışında çoğu konum için böyle. Bu noktalarda düşmanlara saldıracağınız yönü seçip savaşı çeşitli şekillerde renklendirebilirsiniz. Burada Square Enix biraz da seçimi size bırakmış. "Biz basit bir sistem yarattık. Ancak istediğiniz karmaşık bir savaş sistemiyse, oyunda ona da sahipsiniz. Kullanıp kullanmamak size kalmış."

Savaş sistemi konusunda elbette birkaç pürüz de bulunmakta. Örneğin savaş sırasında eğer ağaçlık veya dar bir alandaysanız kamera açıları gerçekten çok acayip şekillerde saçmalayabiliyor. Bu yüzden birçok komboyu kaçırdığım ve istediğim birçok hareketi gerçekleştiremediğim oldu. Alışması uzun sürüyor ancak alıştıktan sonra bile tam olarak yeterli gelmiyor. Savaş sisteminin bir diğer pürüzü de büyü kullanma mekaniği. Final Fantasy serisi boyunca büyü kullanımı çok farklı şekillerde karşımıza çıktı. Kimisinde düşmanlardan edindik, kimisinde kağıtlarla öğrendik, kimisinde ise kılıcımıza falan taşlarla ekledik. Final Fantasy XV'te bu mekanik bir kez daha değişiyor ve artık büyülerimizi kendimiz yaratıyoruz.

139.jpg


Oyunda bulunan yardımcı karakterlerin her birinin kendine has bir kişiliğe sahip olduğundan bahsetmiştim. Gerçekten de hem Noctis hem de diğer üç karakter tüm hikaye boyunca hem duygusal, hem de fiziksel yönden gelişip-değişiyor. Prompto'nun saf ve tatlı yüzünün arkasında aslında ne kadar kaygılı ve hüzünlü bir kişilik olduğunu, Gladiolus'un aslında ne kadar öfkeli göründüğünü ancak tüm bu öfkenin aslında sizi korumak adına var olduğunu anladığınız zamanlarda Final Fantasy XV'in hikayenin yanı sıra karakter gelişimine de ne kadar önem vermiş olduğunu fark ediyorsunuz. Bir kamp yapmadan önce Gladiolus durduk yere yanınıza gelip 'hadi gel biraz koşalım' diyebiliyor. Prompto bir anda yanınıza gelip "gelsene ya şurada oturup takılalım biraz" diyebiliyor. Bunlar gerçekten çok tatlı ve beklenmedik sürprizler olarak hikaye boyunca karşınıza çıkıyor.

ARKADAŞLAR NASIL BİR OYUN VE NASIL BİR HİKAYESİ VAR OKUYARAK ANLAYABİLİRSİNİZ KONU YANLIŞ OLDUYSADA KUSURA BAKMAYINIZ DAHA YENİ OLDUĞUMDAN OLABİLİR !!!
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst
  AdBlock Detected
Elbette, reklam engelleme yazılımı, reklamları engelleme konusunda harika bir iş çıkarır, ancak aynı zamanda web sitemizin bazı yararlı ve önemli özelliklerini de engeller. Mümkün olan en iyi site deneyimi için lütfen bir dakikanızı ayırarak AdBlocker'ınızı devre dışı bırakın.