Ich heiße Dimitris
Onaylı Üye
Merhaba arkadaşlar, bu fıkralar için çok uzun süre uğraştım. Fıkraların yazım hatalarını düzeltip sizlere sunmak istiyorum, umarım beğenirsiniz. İyi okumalar. 
Birinci Fıkra
Gümrük kapısından bir Alman, bir İtalyan ve bir Türk geçmek için bekliyormuş. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce Alman'ın valizine bakmışlar, içinden 7 tane don çıkmış. Alman'a sormuşlar:
- Neden 7 tane?
- Haftanın yedi günü var, hepsi için bir tane koydum.
- Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamdaki.
Sıra İtalyan'ın valizine gelmiş. Açıp baktıklarında ise 8 tane don varmış. Hemen sormuşlar:
- 7'yi anladık da neden burada 8 var?
- Her gün için bir tane de, sonuncusunu ne olur ne olmaz diye yedek aldım.
- Vay be! Adamlardaki temizliğe, medeniyete bak!
Sıra en son bizim Temel'e gelince açıp bakmışlar, tam 12 adet don.
- Vay be! Ne varsa, bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak. Peki bir şey sormama izin ver, neden sen 12 adet koydun?
- Ocak, Şubat, Mart,..
düzenlenmiştir
İkinci Fıkra
O zamanların en büyük mayfa babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyeleri içerisinde Temel de bulunmaktadır. Mayfanın adamları mahkemeden önce Temel'i bir kenara çekerler:
- Oğlum Temel, ne yap ne et babanın idam kararını müebbete çevir, yoksa bu senin sonun olur!
- Tamam tamam, siz merak etmeyin!
Temel'in içine bir korku düşmüştür: "Acaba ne yapsam da bu adamı kurtarsam..." diye kara kara düşünmektedir. Dava başlar, günlerce devam eder ve nihayet jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçer. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra baş jüri geri gelir ve kararını okur, sonuç müebbet hapistir. Bunu duyan babanın adamları ne yapacaklarını şaşırıp Temel'e giderler:
- Aferin sana Temel, şimdi gözümüze girebildin! Bu işi nasıl başardın?
- Ya hiç sormayın, millet "Beraat, beraat!" diye tutturdu, müebbete çevirene kadar kafayı yedim!
düzenlenmiştir
Üçüncü ve Son Fıkra
Naziler bir İspanyol, bir Fransız ve Temel'i esir almışlar ve sonucunda ölüm cezası vermişler:
- Beyler, giyotinle mi ölmek istersiniz, asılarak mı yoksa kurşuna dizilerek mi?
İlk önce Fransız yanıt verdi:
- Benim atalarım hep giyotinle öldüler, ben de giyotinle ölmek isterim!
Onu almışlar, kafasını giyotine yerleştirmişler. Giyotini üstten bırakıyorlar, tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef giyotin bozuk, Alman'lar sinirleniyor, çünkü bu durumda Fransız kurtuldu. İngiliz uyanıklık yaparak:
- Arkadaşlar, asılarak ölmek çok kötü. Beni de giyotinle öldürün.
Alman'lar giyotini tamir ediyorlar, ama olay aynı şekilde sonuçlanıyor. İngiliz de kurtulunca sıra bizim Temel'e geliyor, Temel de uyanık:
- Arkadaşlar asılarak ölmek çok kötü, giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni kurşuna dizin.
düzenlenmiştir
Birinci Fıkra
Gümrük kapısından bir Alman, bir İtalyan ve bir Türk geçmek için bekliyormuş. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce Alman'ın valizine bakmışlar, içinden 7 tane don çıkmış. Alman'a sormuşlar:
- Neden 7 tane?
- Haftanın yedi günü var, hepsi için bir tane koydum.
- Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamdaki.
Sıra İtalyan'ın valizine gelmiş. Açıp baktıklarında ise 8 tane don varmış. Hemen sormuşlar:
- 7'yi anladık da neden burada 8 var?
- Her gün için bir tane de, sonuncusunu ne olur ne olmaz diye yedek aldım.
- Vay be! Adamlardaki temizliğe, medeniyete bak!
Sıra en son bizim Temel'e gelince açıp bakmışlar, tam 12 adet don.
- Vay be! Ne varsa, bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak. Peki bir şey sormama izin ver, neden sen 12 adet koydun?
- Ocak, Şubat, Mart,..
düzenlenmiştir
İkinci Fıkra
O zamanların en büyük mayfa babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyeleri içerisinde Temel de bulunmaktadır. Mayfanın adamları mahkemeden önce Temel'i bir kenara çekerler:
- Oğlum Temel, ne yap ne et babanın idam kararını müebbete çevir, yoksa bu senin sonun olur!
- Tamam tamam, siz merak etmeyin!
Temel'in içine bir korku düşmüştür: "Acaba ne yapsam da bu adamı kurtarsam..." diye kara kara düşünmektedir. Dava başlar, günlerce devam eder ve nihayet jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçer. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra baş jüri geri gelir ve kararını okur, sonuç müebbet hapistir. Bunu duyan babanın adamları ne yapacaklarını şaşırıp Temel'e giderler:
- Aferin sana Temel, şimdi gözümüze girebildin! Bu işi nasıl başardın?
- Ya hiç sormayın, millet "Beraat, beraat!" diye tutturdu, müebbete çevirene kadar kafayı yedim!
düzenlenmiştir
Üçüncü ve Son Fıkra
Naziler bir İspanyol, bir Fransız ve Temel'i esir almışlar ve sonucunda ölüm cezası vermişler:
- Beyler, giyotinle mi ölmek istersiniz, asılarak mı yoksa kurşuna dizilerek mi?
İlk önce Fransız yanıt verdi:
- Benim atalarım hep giyotinle öldüler, ben de giyotinle ölmek isterim!
Onu almışlar, kafasını giyotine yerleştirmişler. Giyotini üstten bırakıyorlar, tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor. Maalesef giyotin bozuk, Alman'lar sinirleniyor, çünkü bu durumda Fransız kurtuldu. İngiliz uyanıklık yaparak:
- Arkadaşlar, asılarak ölmek çok kötü. Beni de giyotinle öldürün.
Alman'lar giyotini tamir ediyorlar, ama olay aynı şekilde sonuçlanıyor. İngiliz de kurtulunca sıra bizim Temel'e geliyor, Temel de uyanık:
- Arkadaşlar asılarak ölmek çok kötü, giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni kurşuna dizin.
düzenlenmiştir