Yağmur beraberliğinde ki rüzgar, ağaç yapraklarını sertçe dövüyordu. Rüzgarın feryatları Lisa'yı çığlık çığlığa yataktan kaldırdı. Işıklar sönüktü, gardırobun aynası tam karşısındaydı. Lisa çok korkuyordu, kalp atışları dışarıdan görünür derecede hızlıydı, elleri terliyor, göğüsünden bacaklarına kadar yayılan panik onu titretiyordu, tüyleri şimdiden diken diken olup ürpermişti. Annesinin kaybından sonra yaşadığı travma onu delirtmiş idi. Nadiren tekrarlayan kriz, her gece Lisa'ya annesinin siluetini gardırobun aynasında görmesine sebep veriyordu ve her uyandığında bacaklarında ve karnında diş izleriyle uyanıyordu. Komodine baktı, ilaçlarından sadece bir tane kalmıştı. Yastığının altında sakladığı istavrozu alıp, derin bir nefes ile komodine atıldı. O anki panikle Lisa ilacı düşürmüştü. Hiç istemeyeceği bir şeydi bu, çünkü ilaç gardırobun tam karşısına yuvarlanmıştı.
Lisa kitlenmişti, sakinleşmesi için o ilaca ihtiyacı vardı. İstavrozu kaldırıp kalbine doğru yasladı, tanrıya ufak bir yakarışta bulunup, birden aynaya döndü. Lisa, istavrozu yere düşürdü, göz kapakları koskocaman olmuştu, aynada sadece kendi yansıması duruyordu. Annesinin siluetinden zerre yansıma yoktu. Telefonunu çıkardı, flaşı yakıp etrafına bakındı. Siluet onu bırakmış mıydı? İlaçlar onu iyileştirmiş miydi? Evlerinin hemen karşısında oturan büyükannesini aradı. Pencereye doğru yönelip, perdeyi çekti. Büyükannesinin odasının ışığı açıktı. Sabahın dördüydü saat, bu saatte hiç ışığı açık olmazdı. Lisa telefonu kapar kapamaz, mesaj bildirimi gelmişti. Mesaja baktı "Kızım, telefonunun galerisinde annenin en sevdiği tarif vardı, onu bana atar mısın?", şaşkınlık ve korku içerisinde mesaja bakakaldı. Odasının ışığını yakıp, yatağa oturdu. Rüyada olduğundan şüphe ediyordu. Telefona dönüp büyükannesine "Büyükanne iyi misin? Neden ışığın açık, saat sabahın dördü?" bu yanıtla geri dönüş yapar yapmaz saliseler içinde geri cevap aldı Büyükannesinin bu denli hızlı cevap veremeyeceğini, annesinden bahsetmeyeceğini, dini inancı sağlam ve aklı başında bir kadın olduğunu biliyordu.
Öyleyse neydi bu? Lisa mesaja baktı,"Tatlım, ışığım açık değil, iyi misin?" gelen mesaj karşısında ikinci bir şaşkınlığı yaşamıştı. Hemen pencereye doğru yöneldi. Işık gerçekten açık değildi ama... Evinin kapısı açıktı. Lisa kapıya bakmasıyla ani bir şekilde odasının ışığı da kapanmıştı. Lisa arkasını döndü, odada kimse yoktu. Soluk alış verişi hızlanmıştı, göğüsü inip kalkıyordu. Ev kapısından büyük bir gürültüyle darbe sesleri geliyordu. Lisa o an tüm bunların bir rüya olmasını, ona yardım edebilecek biri olmasını diliyordu ama nafile. Kapı kırılmıştı. Ses kesilmişti. Lisa köşeye sinip, bacaklarını kendisine çekmişti, ne yapacağını bilmiyordu. Korkunç bir şekilde yayılan ayak sesleri, üst katta ki Lisa'nın odasına kadar gelmeye başlamıştı birden. Lisa'nın kulaklarında ayak sesleri GÜM GÜM diye yankılanıyordu. Ses şimdiden onun üst katta ki odasına kadar yakınlaşmıştı. Lisa telefonunu çıkardı, galeriye girdi. Bir video vardı, kendisinin bile bihaber olduğu bir video.
Ayak sesleri ilk şiddetiyle hala aynı uzaklıktan gelmeye devam ediyordu. Titreyen elleriyle videoyu zar zor başlattı. Tavandan çekilmişti, video kuşbakışı şeklinde çekilmişti ve 1 saat boyunca sadece yatağında hiçbir şeyden haberi olmadan, prensesler gibi uyuyan Lisa'yı kaydediyordu. Videoda çokta zor görünmese de bir siluetin, Lisa'nın karın ve bacaklarına doğru yaklaştığı görünüyordu ve bundan hemen sonra siluetin camdan dışarı çıkıp, gittiği de görünüyordu.Lisa gördükleri karşısında korkudan ölecekti. Ani bir şekilde ayak sesleri odasında belirdi. Tüm tedirginliğiyle telefonu elinden düşürdü, kapı altında büyükannesinin ayakları görünüyordu, ters dönmüştü ve büyükannesinin elinden keskin bir çatal kapı altına düşmüştü. Lisa delirmek üzereydi, saçını çekiştirmeye, avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamıştı. Kapı açıldı. İşte Lisa o an rüyada olmadığını, aynada gördüğü annesinin siluetinin bir siluetten daha fazlası olduğunu ve büyükannesinin bahsettiği tarifin kendisi olduğunu o anda anlamıştı...
Lisa kitlenmişti, sakinleşmesi için o ilaca ihtiyacı vardı. İstavrozu kaldırıp kalbine doğru yasladı, tanrıya ufak bir yakarışta bulunup, birden aynaya döndü. Lisa, istavrozu yere düşürdü, göz kapakları koskocaman olmuştu, aynada sadece kendi yansıması duruyordu. Annesinin siluetinden zerre yansıma yoktu. Telefonunu çıkardı, flaşı yakıp etrafına bakındı. Siluet onu bırakmış mıydı? İlaçlar onu iyileştirmiş miydi? Evlerinin hemen karşısında oturan büyükannesini aradı. Pencereye doğru yönelip, perdeyi çekti. Büyükannesinin odasının ışığı açıktı. Sabahın dördüydü saat, bu saatte hiç ışığı açık olmazdı. Lisa telefonu kapar kapamaz, mesaj bildirimi gelmişti. Mesaja baktı "Kızım, telefonunun galerisinde annenin en sevdiği tarif vardı, onu bana atar mısın?", şaşkınlık ve korku içerisinde mesaja bakakaldı. Odasının ışığını yakıp, yatağa oturdu. Rüyada olduğundan şüphe ediyordu. Telefona dönüp büyükannesine "Büyükanne iyi misin? Neden ışığın açık, saat sabahın dördü?" bu yanıtla geri dönüş yapar yapmaz saliseler içinde geri cevap aldı Büyükannesinin bu denli hızlı cevap veremeyeceğini, annesinden bahsetmeyeceğini, dini inancı sağlam ve aklı başında bir kadın olduğunu biliyordu.
Öyleyse neydi bu? Lisa mesaja baktı,"Tatlım, ışığım açık değil, iyi misin?" gelen mesaj karşısında ikinci bir şaşkınlığı yaşamıştı. Hemen pencereye doğru yöneldi. Işık gerçekten açık değildi ama... Evinin kapısı açıktı. Lisa kapıya bakmasıyla ani bir şekilde odasının ışığı da kapanmıştı. Lisa arkasını döndü, odada kimse yoktu. Soluk alış verişi hızlanmıştı, göğüsü inip kalkıyordu. Ev kapısından büyük bir gürültüyle darbe sesleri geliyordu. Lisa o an tüm bunların bir rüya olmasını, ona yardım edebilecek biri olmasını diliyordu ama nafile. Kapı kırılmıştı. Ses kesilmişti. Lisa köşeye sinip, bacaklarını kendisine çekmişti, ne yapacağını bilmiyordu. Korkunç bir şekilde yayılan ayak sesleri, üst katta ki Lisa'nın odasına kadar gelmeye başlamıştı birden. Lisa'nın kulaklarında ayak sesleri GÜM GÜM diye yankılanıyordu. Ses şimdiden onun üst katta ki odasına kadar yakınlaşmıştı. Lisa telefonunu çıkardı, galeriye girdi. Bir video vardı, kendisinin bile bihaber olduğu bir video.
Ayak sesleri ilk şiddetiyle hala aynı uzaklıktan gelmeye devam ediyordu. Titreyen elleriyle videoyu zar zor başlattı. Tavandan çekilmişti, video kuşbakışı şeklinde çekilmişti ve 1 saat boyunca sadece yatağında hiçbir şeyden haberi olmadan, prensesler gibi uyuyan Lisa'yı kaydediyordu. Videoda çokta zor görünmese de bir siluetin, Lisa'nın karın ve bacaklarına doğru yaklaştığı görünüyordu ve bundan hemen sonra siluetin camdan dışarı çıkıp, gittiği de görünüyordu.Lisa gördükleri karşısında korkudan ölecekti. Ani bir şekilde ayak sesleri odasında belirdi. Tüm tedirginliğiyle telefonu elinden düşürdü, kapı altında büyükannesinin ayakları görünüyordu, ters dönmüştü ve büyükannesinin elinden keskin bir çatal kapı altına düşmüştü. Lisa delirmek üzereydi, saçını çekiştirmeye, avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamıştı. Kapı açıldı. İşte Lisa o an rüyada olmadığını, aynada gördüğü annesinin siluetinin bir siluetten daha fazlası olduğunu ve büyükannesinin bahsettiği tarifin kendisi olduğunu o anda anlamıştı...
Son düzenleme: