Dünya Çemberi-8743
Sekizinci buzul çağının ortaları yıl 8743, Yerkürede yaşam belirtisi bir kilometrelik buzul tabakası altında donmuş durumda. Ekvatorun tam üstünde yetmiş beş kilometre yükseklikte iki bin kilometre genişlikte konumlandırılmıştı çelikten çember. Mezosfer tabakası sınırları içinde kurulan bu umut köprüsü. Yüz kırk milyon kilometre uzaktaki radyoaktif canavarın öfkesinden koruyordu insanlığı. İç çekirdek, donmuş yer küreye rağmen çalışmakta... manyetik alanıyla her şeye rağmen kucaklamaktaydı canlı yaşamı. Karşılıklı bir mücadeleydi, doğa ananın başkaldırısına direniyordu insanlık. Doğa ananın öz evladından koruyordu iç çekirdek insanlığı!
Yapıyorlardı yapılmakta olan eylemleri kitleler.
Susmuyordu baskılar altında ezilen işçilerin çığlıkları.
Yetmiyordu yaşam enerjisi sofralardaki bir somun ekmeğe.
Böyle başlamıştı ihtilal alevi çemberin kırk üçünün yazında
Böyle yazmıştı Ivor Akdeniz üzerinde açılan geniş obrukta çemberi beslemek için protein kaynağı ararken...
132. Yaz Döneminin ortası, Avrupa ve Mezopotamya'nın besin bakanlığına bağlı doğu akdeniz sorumlusu Ivor, eşi İme ile Akdeniz deki buz altı balık çiftliklerinden, Çemberi besleye bilmek, önlerindeki sert kışı atlata bilmek için toplanılan balıkları Obruktan teleferiğe kadar götürmekle görevliydiler. Kurtarılan Besinlerle beraber yer küreden uzaklaşmak üzereydi teleferik. Hareket ettiği esnada itti onu aşağıya İme! Vendik ile beraber yükseldi çembere vücudundan etler kopmuştu. İhanetin Ateşi -73 derece soğuğu hissettirmiyordu...
Ivor düştüğü yerde bir süre bekledi, koruyucu giysisinin kaskını çıkarıp soğuğun tüm vücudunu ısırmasını, Hayatını sonlandırmayı düşündü. Elbette bunu yapmayacaktı. Sorumluluklarını sorguladı varlığını, kafasındaki soru işaretlerini sorguladı. Ağır ağır doğruldu itildiği yerden yapışmış giysisini güçlükle ayırdı buzdan. Kendine geldikten, şoku atlattıktan bir süre sonra yarım kilometre uzaktaki obruğa yürümeye başladı. İhanet tarifi zor bir duygu kızgın bir çıngıraklı yılan ısırdı bugün gene diye mırıldanıyordu.
Ivor hiç çıngıraklı yılan görmemişti hatta böyle bir yılan türünden haberi bile yoktu. Mırıldanmasındaki yılana değil de gene sözüne takılmıştı. Neden böyle bir cümle kurduğunu? ihanetin acısıyla harmanlayıp kendini lime lime ederek kat etmişti obruğa giden yolu...
Obruğa geldiği sırada hemen sağ omzundaki oksijen göstergesini kontrol etti... Bir tebessüm yerleşti yüzüne. Sebebi elbette ne yaşanmış olursa olsun yaşama dürtüsü bizim kontrolümüzde değil diye düşündü tebessümü kahkahaya dönüştü kahkaha göz yaşlarına, isyana, nefrete ve intikama dönüştü. Obruğun koruma kapaklarını tutan hidrolik sisteme kısa devre yaptırdı. Bu işlem iki sebepten çok önemliydi ilki şüphesiz beslenme... ikincisi ise çembere sinyal göndermiş olmasıydı. Asansörle çiftliğe ulaştı iki tane ağı çektikten sonra dört tane evrilmiş levreği çektiği ağlardan birini parçalayarak taşımasına yardımcı olacak bir askılıkla yükselti tekrar yer küreye...
Şimdiki hedefi çok daha zordu on altı kilometre uzaktaki oksijen çiftliklerine doğru yola koyuldu saat akşamüzeri beş olmuştu önünde sadece iki saat ve uzun bir yol vardı... On altı kilometrelik uzun yolculuğun, henüz ikinci kilometresi bitmemişken açık gökyüzünde kendisine yaklaşan iki hava aracı gördü. Araçların dikkatini çekmesine gerek kalmadan az ilerisine iniş yaptı. Yanlarına yaklaşırken iki şeyi sorguladı, ilki hidrolik sistemde yaratığı arızaya bakım ekipleri bu kadar kısa sürede müdahale etmeleri, Ivor'da şaşkınlığa sebep olmuştu. İkinci şaşkınlığı çok daha büyüktü gelen araçlar bakım ekiplerine ait değildi, araçlar Neglesim jefter'ın ar.ge ekibine aitti ve bu ekibin yerküre ile hiçbir işi yoktu...
Neglesim Jefter – 2510
Neglesim Jefter dünyadan gizliliğini 2510 yılında bozmuş, çemberin inşası için gerekli adımların atılmasına ön ayak olmuş, tüm Dünya devletlerine kanlı darbeler yapmış ve yönetimlerini ele geçirdikten sonra insanlığın doğal felaketler sonucu yok olmasını engellemek amacıyla gerekli hamleler uygulamış, ne zaman ve kim tarafından kurulduğu belli olmayan ancak müritlerinin tamamının bilimle iç içe bir hayat sürdüğü yaklaşık altı bin yıllık bir yapılanmadır...
Sekizinci buzul çağının ortaları yıl 8743, Yerkürede yaşam belirtisi bir kilometrelik buzul tabakası altında donmuş durumda. Ekvatorun tam üstünde yetmiş beş kilometre yükseklikte iki bin kilometre genişlikte konumlandırılmıştı çelikten çember. Mezosfer tabakası sınırları içinde kurulan bu umut köprüsü. Yüz kırk milyon kilometre uzaktaki radyoaktif canavarın öfkesinden koruyordu insanlığı. İç çekirdek, donmuş yer küreye rağmen çalışmakta... manyetik alanıyla her şeye rağmen kucaklamaktaydı canlı yaşamı. Karşılıklı bir mücadeleydi, doğa ananın başkaldırısına direniyordu insanlık. Doğa ananın öz evladından koruyordu iç çekirdek insanlığı!
Yapıyorlardı yapılmakta olan eylemleri kitleler.
Susmuyordu baskılar altında ezilen işçilerin çığlıkları.
Yetmiyordu yaşam enerjisi sofralardaki bir somun ekmeğe.
Böyle başlamıştı ihtilal alevi çemberin kırk üçünün yazında
Böyle yazmıştı Ivor Akdeniz üzerinde açılan geniş obrukta çemberi beslemek için protein kaynağı ararken...
132. Yaz Döneminin ortası, Avrupa ve Mezopotamya'nın besin bakanlığına bağlı doğu akdeniz sorumlusu Ivor, eşi İme ile Akdeniz deki buz altı balık çiftliklerinden, Çemberi besleye bilmek, önlerindeki sert kışı atlata bilmek için toplanılan balıkları Obruktan teleferiğe kadar götürmekle görevliydiler. Kurtarılan Besinlerle beraber yer küreden uzaklaşmak üzereydi teleferik. Hareket ettiği esnada itti onu aşağıya İme! Vendik ile beraber yükseldi çembere vücudundan etler kopmuştu. İhanetin Ateşi -73 derece soğuğu hissettirmiyordu...
Ivor düştüğü yerde bir süre bekledi, koruyucu giysisinin kaskını çıkarıp soğuğun tüm vücudunu ısırmasını, Hayatını sonlandırmayı düşündü. Elbette bunu yapmayacaktı. Sorumluluklarını sorguladı varlığını, kafasındaki soru işaretlerini sorguladı. Ağır ağır doğruldu itildiği yerden yapışmış giysisini güçlükle ayırdı buzdan. Kendine geldikten, şoku atlattıktan bir süre sonra yarım kilometre uzaktaki obruğa yürümeye başladı. İhanet tarifi zor bir duygu kızgın bir çıngıraklı yılan ısırdı bugün gene diye mırıldanıyordu.
Ivor hiç çıngıraklı yılan görmemişti hatta böyle bir yılan türünden haberi bile yoktu. Mırıldanmasındaki yılana değil de gene sözüne takılmıştı. Neden böyle bir cümle kurduğunu? ihanetin acısıyla harmanlayıp kendini lime lime ederek kat etmişti obruğa giden yolu...
Obruğa geldiği sırada hemen sağ omzundaki oksijen göstergesini kontrol etti... Bir tebessüm yerleşti yüzüne. Sebebi elbette ne yaşanmış olursa olsun yaşama dürtüsü bizim kontrolümüzde değil diye düşündü tebessümü kahkahaya dönüştü kahkaha göz yaşlarına, isyana, nefrete ve intikama dönüştü. Obruğun koruma kapaklarını tutan hidrolik sisteme kısa devre yaptırdı. Bu işlem iki sebepten çok önemliydi ilki şüphesiz beslenme... ikincisi ise çembere sinyal göndermiş olmasıydı. Asansörle çiftliğe ulaştı iki tane ağı çektikten sonra dört tane evrilmiş levreği çektiği ağlardan birini parçalayarak taşımasına yardımcı olacak bir askılıkla yükselti tekrar yer küreye...
Şimdiki hedefi çok daha zordu on altı kilometre uzaktaki oksijen çiftliklerine doğru yola koyuldu saat akşamüzeri beş olmuştu önünde sadece iki saat ve uzun bir yol vardı... On altı kilometrelik uzun yolculuğun, henüz ikinci kilometresi bitmemişken açık gökyüzünde kendisine yaklaşan iki hava aracı gördü. Araçların dikkatini çekmesine gerek kalmadan az ilerisine iniş yaptı. Yanlarına yaklaşırken iki şeyi sorguladı, ilki hidrolik sistemde yaratığı arızaya bakım ekipleri bu kadar kısa sürede müdahale etmeleri, Ivor'da şaşkınlığa sebep olmuştu. İkinci şaşkınlığı çok daha büyüktü gelen araçlar bakım ekiplerine ait değildi, araçlar Neglesim jefter'ın ar.ge ekibine aitti ve bu ekibin yerküre ile hiçbir işi yoktu...
Neglesim Jefter – 2510
Neglesim Jefter dünyadan gizliliğini 2510 yılında bozmuş, çemberin inşası için gerekli adımların atılmasına ön ayak olmuş, tüm Dünya devletlerine kanlı darbeler yapmış ve yönetimlerini ele geçirdikten sonra insanlığın doğal felaketler sonucu yok olmasını engellemek amacıyla gerekli hamleler uygulamış, ne zaman ve kim tarafından kurulduğu belli olmayan ancak müritlerinin tamamının bilimle iç içe bir hayat sürdüğü yaklaşık altı bin yıllık bir yapılanmadır...