Süper Üye
Müşterilerini buruk bir gülümsemeyle izliyordu Radek. Yeni gördüğü yüzleri süzüyor, yaşayacakları kayıplar için onlar adına üzülüyordu. Toplamda 6 yeni yüz vardı mekanında, üçü bir köşeye geçmiş bir yandan kahkahalar atıp bir yandan biralarını yudumluyorlardı. Yüz hatlarının kalınlığı, kaba tavır ve bira içişleriyle tam bir denizciydiler. Yanlarındaki kılıçlara her an uzanacaklarmış gibi duruyorlardı. Onlar da buradan bir şeylerini bırakmadan çıkamayacaklardı fakat diğerlerine göre daha zor olacaktı. Diğerlerine baktı tekrardan, ikisi iyi giyinimli idi, karşı karşıya oturmuş ikinci biralarını isteyip istememek arasında kalmış gibiydiler. Onlar bugün buradan en zararlı çıkacaklar diye düşündü Radek. Bir anlığına durdu ve sakalıyla oynadı, sanki içini kemiren birşey vardı. Genelde durmadan içip kavga edenlere denk geldiğinden bu duyguya aşinaydı. Bela yakındı... Bir an içinden umarım kurbanlarım araya kaynamazlar diye düşündü.
Radek'in gözü sonuncu oturan kişiye kaydı. Mekanın en köşesinde oturuyordu. Üstünde siyah bir cübbesi vardı, uzun saçları başını örttüğü cübbeden bile gözüküyordu. Bir an kadın olduğunu düşündü Radek. Ah... Bu imkansız diye düşüncesini kesti kendi kendine. Bir kadının burada olmasının imkanı yoktu, fahişeler bile bu mekandan kaçıyordu. Ağır hareketleriyle ilk başta yaşlı olduğunu düşündürse de bira içişi kesinlikle bir yaşlınınki gibi değildi. Artık her ne veya kim olursa olsun onun da sonu gelmişti gerçi diye düşündü Radek. Bu adada tek başına gidemeyeceğin yerler vardır. Ne kadar güçlü olursan ol kapalı alanda 10 dan fazla kişiye karşı bir şansın yoktur. Tabii büyülü kılıç ustası değilsen diye düşündü Radek ama sırıtarak tabii ki de öyle bir şey olamaz diyerek kendi sözünü yine kesti.
Artık yavaştan zamanı gelmişti. Önce küçük bir kargaşa çıkacak, daha sonra arada kaynayan sevimli misafirlerimiz mallarını kaybedecek sonra da bana borçlanacaklar, ne kadar da klişe diye düşündü Radek. Gözlerini adamlarına kaydırdı. Boylu poslu iki tane adam bir anda masalarına vurdular. Kalkıp birbirlerine doğru yürüyüp küfürler etmeye başladılar. Mekandakiler ayaklanmış onları kavgaya sürüklüyordu. Bunu gören denizciler de tezahürata katıldılar.Radek diğer misafirlerine bir göz attı. Birisi ayağa kalkmış çoktan kılcını çekmişti. Diğeri ise soğukkanlılıkla yerinde oturuyordu. Radek bu tavrını daha ne kadar sürdürebileceğini merak ederek sırıttı. Köşede oturan adamı unutmuş olacak ki gözlerini kavgaya çevirdi. Ortada birbirine giren iki tane adam kavgalarına devam ederken Radek adamlarına bir bakış attı. Birisi çoktan bıçağını çıkarmış denizcilerin birinin arkasında duruyordu. Radekten onay bekliyordu.
Radek'in küçük bir kafa sallamasıyla adam bıçağını denizcinin sırtına sapladı. Denizci acı ve sert bir bağırışla herkesin dikkatini üstüne çekti. Diğer denizciler arkadaşlarının çığlığını duyar duymaz kılıçlarına yöneldiler ama kılıçları çoktan haydutlar tarafından çalınmıştı. Kendi kendilerine küfür ederken arkadaşlarının yarasıyla ilgilenmeye çalışıyorlardı. Radek bu iş burda biter dercesine bir iç çekti. Denizcilerin etrafı sarılmış soylular korkudan hareket edememiş cüppeli adamsa hala yerinde birasını yudumluyordu.
Denizciler yardım çığlıkları atsa da burada kimsenin ona yardım edemeyeceğini de biliyorlardı. Radek soylu gençlere baktı. Ayağa kalkan tir tir titriyorken diğeri hala oturduğu yerde soğuk gözlerle kavgayı izliyordu. Bakışları, hiddeti ve acımasızlığıyla tanınan Kont Tyler'e benziyordu. Radek bir süre bunun başına dert açıp açmayacağını düşünse de en sonunda kendisine zararı dokunmayacağı kanısına vardı. Adamlarına bir bakış attı ve adamlar yavaşça soylu görünümlü gençlere yaklaştı. Adamlardan biri pis gülüşü ile ayaktaki gence doğru yürüdü. Genç kılıç sallasa da haydut hızlıca sıyrılıp elindeki kılıcı aldı. Paragöz gözlerle kılıcı alıp odanın köşesine gitti. Diğerleri ise gencin üstüne çullanmaya hazırlanıyordu. Soğukkanlı genç duruma el atması gerektiğini anlamış olacak ki sakin tavırlarla ayağa kalktı ve göz açıp kapanıncaya kadar odanın köşesine kaçan adamın boynunu kılıcıyla kesip yanındaki gencin kılıcını geri aldı. Yine göz açıp kapanıncaya kadar gencin yanına döndü ve hiddetli bir ses tonuyla ben Kont Tyler'in oğlu Orlot'um! Cesareti olan varsa dikilsin karşıma dedi. Radek bu duruma pek şaşırmış gibi durmuyordu. Kafasını biraz kaşıdıktan sonra burada kökenin seni kurtaramaz evlat diye düşündü. Yazık olacaktı...
Her ne kadar güçlü olursa olsun yanındaki işlevsiz çocuk ile hiç bir yere varamazdı. Adamları Radek'e dönmüş emir bekliyorlardı. Radek onaylarcasına kafasını salladı ve bütün hepsi soylu gençlerin üstüne çullandı. Radek pis pis sırıtıyordu. Bugün beklediğinden çok şey kazanacaktı. Belki çocuğu esir alıp pazarlık bile yapabilirdi ama Tyler bunu yanına koymazdı ve bunu çok iyi biliyordu. Bir süre bu soygunda neler kazandığını düşündükten sonra kalan son kurbana başını çevirdi. Kara cübbeli adam hala birasını yudumluyordu. Bir süre izledikten sonra adamlarına onu da halletmelerini söyledi. Neredeyse adam için üzülecekti...
Adamlar yavaşça cüppeli adamlara yaklaştı. Adam birasını içmeyi bırakmıştı artık. Ellerini masanın üstüne koymuş sanki haydutların gelmesini bekliyordu. Haydutların birisi gelip başındaki cüppenin şapkasını sertçe açtı. Adamın gümüşten saçları dalgalanarak açıldı. Gözlerini cüppesini açan adama dikmişti. Adam sanki sonsuzluğa bakıyormuş gibi hissetti. Yanındaki adamın ne yapıyorsun diye bağırmasıyla kendine geldi ve gözlerini hemen adamdan ayırdı. Artık anlıyorlardı, o bir büyücüydü...
Cüppeli adam yavaşça ayağa kalktı. Etrafındaki haydutlar birer adım gerilediler. Adam demek böyle olacak ha diyerek iç geçirdi. Sağ elini havaya kaldırdı ve çağrıma kulak ver xeth diye fısıldadı. Odanın içi bir anlığına parıldadı ve haydutlar gözlerini açamaz oldu. Radek uzakta olmasına rağmen zar zor gözlerini açabiliyordu. Gözlerini açtığında ise gördüğü manzara hiç de iç açıcı değildi. Koskoca odada bulunan bütün haydutların kafaları kesilmişti. Radek in ağzındaki puro yere düştü. Bunun sorumlusunun kim olduğu açıkça belliydi. O lanet cüppeli adam! Radek hayatının hatasını yapmıştı. Ölmemek için tanrılara dua etmekten başka bir şey aklına gelmemişti...
-Devam edecek...-
Not: Arkadaşlar bunu bir seri yapmayı düşünüyorum. Gelen tepkilere göre ilerleyeceğim. Tepkiler devam etmesi yönünde olursa yayınlayacağım. Beğeni sayısı 15-20 yi geçerse direkt sonraki bölümü atarım. İyi okumalar...
Radek'in gözü sonuncu oturan kişiye kaydı. Mekanın en köşesinde oturuyordu. Üstünde siyah bir cübbesi vardı, uzun saçları başını örttüğü cübbeden bile gözüküyordu. Bir an kadın olduğunu düşündü Radek. Ah... Bu imkansız diye düşüncesini kesti kendi kendine. Bir kadının burada olmasının imkanı yoktu, fahişeler bile bu mekandan kaçıyordu. Ağır hareketleriyle ilk başta yaşlı olduğunu düşündürse de bira içişi kesinlikle bir yaşlınınki gibi değildi. Artık her ne veya kim olursa olsun onun da sonu gelmişti gerçi diye düşündü Radek. Bu adada tek başına gidemeyeceğin yerler vardır. Ne kadar güçlü olursan ol kapalı alanda 10 dan fazla kişiye karşı bir şansın yoktur. Tabii büyülü kılıç ustası değilsen diye düşündü Radek ama sırıtarak tabii ki de öyle bir şey olamaz diyerek kendi sözünü yine kesti.
Artık yavaştan zamanı gelmişti. Önce küçük bir kargaşa çıkacak, daha sonra arada kaynayan sevimli misafirlerimiz mallarını kaybedecek sonra da bana borçlanacaklar, ne kadar da klişe diye düşündü Radek. Gözlerini adamlarına kaydırdı. Boylu poslu iki tane adam bir anda masalarına vurdular. Kalkıp birbirlerine doğru yürüyüp küfürler etmeye başladılar. Mekandakiler ayaklanmış onları kavgaya sürüklüyordu. Bunu gören denizciler de tezahürata katıldılar.Radek diğer misafirlerine bir göz attı. Birisi ayağa kalkmış çoktan kılcını çekmişti. Diğeri ise soğukkanlılıkla yerinde oturuyordu. Radek bu tavrını daha ne kadar sürdürebileceğini merak ederek sırıttı. Köşede oturan adamı unutmuş olacak ki gözlerini kavgaya çevirdi. Ortada birbirine giren iki tane adam kavgalarına devam ederken Radek adamlarına bir bakış attı. Birisi çoktan bıçağını çıkarmış denizcilerin birinin arkasında duruyordu. Radekten onay bekliyordu.
Radek'in küçük bir kafa sallamasıyla adam bıçağını denizcinin sırtına sapladı. Denizci acı ve sert bir bağırışla herkesin dikkatini üstüne çekti. Diğer denizciler arkadaşlarının çığlığını duyar duymaz kılıçlarına yöneldiler ama kılıçları çoktan haydutlar tarafından çalınmıştı. Kendi kendilerine küfür ederken arkadaşlarının yarasıyla ilgilenmeye çalışıyorlardı. Radek bu iş burda biter dercesine bir iç çekti. Denizcilerin etrafı sarılmış soylular korkudan hareket edememiş cüppeli adamsa hala yerinde birasını yudumluyordu.
Denizciler yardım çığlıkları atsa da burada kimsenin ona yardım edemeyeceğini de biliyorlardı. Radek soylu gençlere baktı. Ayağa kalkan tir tir titriyorken diğeri hala oturduğu yerde soğuk gözlerle kavgayı izliyordu. Bakışları, hiddeti ve acımasızlığıyla tanınan Kont Tyler'e benziyordu. Radek bir süre bunun başına dert açıp açmayacağını düşünse de en sonunda kendisine zararı dokunmayacağı kanısına vardı. Adamlarına bir bakış attı ve adamlar yavaşça soylu görünümlü gençlere yaklaştı. Adamlardan biri pis gülüşü ile ayaktaki gence doğru yürüdü. Genç kılıç sallasa da haydut hızlıca sıyrılıp elindeki kılıcı aldı. Paragöz gözlerle kılıcı alıp odanın köşesine gitti. Diğerleri ise gencin üstüne çullanmaya hazırlanıyordu. Soğukkanlı genç duruma el atması gerektiğini anlamış olacak ki sakin tavırlarla ayağa kalktı ve göz açıp kapanıncaya kadar odanın köşesine kaçan adamın boynunu kılıcıyla kesip yanındaki gencin kılıcını geri aldı. Yine göz açıp kapanıncaya kadar gencin yanına döndü ve hiddetli bir ses tonuyla ben Kont Tyler'in oğlu Orlot'um! Cesareti olan varsa dikilsin karşıma dedi. Radek bu duruma pek şaşırmış gibi durmuyordu. Kafasını biraz kaşıdıktan sonra burada kökenin seni kurtaramaz evlat diye düşündü. Yazık olacaktı...
Her ne kadar güçlü olursa olsun yanındaki işlevsiz çocuk ile hiç bir yere varamazdı. Adamları Radek'e dönmüş emir bekliyorlardı. Radek onaylarcasına kafasını salladı ve bütün hepsi soylu gençlerin üstüne çullandı. Radek pis pis sırıtıyordu. Bugün beklediğinden çok şey kazanacaktı. Belki çocuğu esir alıp pazarlık bile yapabilirdi ama Tyler bunu yanına koymazdı ve bunu çok iyi biliyordu. Bir süre bu soygunda neler kazandığını düşündükten sonra kalan son kurbana başını çevirdi. Kara cübbeli adam hala birasını yudumluyordu. Bir süre izledikten sonra adamlarına onu da halletmelerini söyledi. Neredeyse adam için üzülecekti...
Adamlar yavaşça cüppeli adamlara yaklaştı. Adam birasını içmeyi bırakmıştı artık. Ellerini masanın üstüne koymuş sanki haydutların gelmesini bekliyordu. Haydutların birisi gelip başındaki cüppenin şapkasını sertçe açtı. Adamın gümüşten saçları dalgalanarak açıldı. Gözlerini cüppesini açan adama dikmişti. Adam sanki sonsuzluğa bakıyormuş gibi hissetti. Yanındaki adamın ne yapıyorsun diye bağırmasıyla kendine geldi ve gözlerini hemen adamdan ayırdı. Artık anlıyorlardı, o bir büyücüydü...
Cüppeli adam yavaşça ayağa kalktı. Etrafındaki haydutlar birer adım gerilediler. Adam demek böyle olacak ha diyerek iç geçirdi. Sağ elini havaya kaldırdı ve çağrıma kulak ver xeth diye fısıldadı. Odanın içi bir anlığına parıldadı ve haydutlar gözlerini açamaz oldu. Radek uzakta olmasına rağmen zar zor gözlerini açabiliyordu. Gözlerini açtığında ise gördüğü manzara hiç de iç açıcı değildi. Koskoca odada bulunan bütün haydutların kafaları kesilmişti. Radek in ağzındaki puro yere düştü. Bunun sorumlusunun kim olduğu açıkça belliydi. O lanet cüppeli adam! Radek hayatının hatasını yapmıştı. Ölmemek için tanrılara dua etmekten başka bir şey aklına gelmemişti...
-Devam edecek...-
Not: Arkadaşlar bunu bir seri yapmayı düşünüyorum. Gelen tepkilere göre ilerleyeceğim. Tepkiler devam etmesi yönünde olursa yayınlayacağım. Beğeni sayısı 15-20 yi geçerse direkt sonraki bölümü atarım. İyi okumalar...