zulme karşı mukavemet!
Süper Üye
Yıllarca esir hayatını kabul etmeyen Kürşad, özgürlüğe kavuşma umuduyla sabırla beklemişti.
Esaretin onuncu yılında, esaret zincirlerini kırmak için harekete geçme kararı aldı.
İmparator Tai Tsung’un bazı günler tebdili kıyafetle, yanında koruması olmadan dolaştığını öğrenen Kürşad, imparatoru kaçırarak Ötüken’e götürmeyi planladı. Bu eylemle, Çinlilerden Türk esirlerin özgür bırakılmasını talep edecekti.
Kürşad, planını açıklamak ve uygulamak için 40 kişilik bir ihtilal grubu oluşturdu.
Ancak, başarılı olmaları durumunda kağan olmayı reddetti.
Amacının kendi çıkarları için değil, halkının özgürlüğü için mücadele etmek olduğunu vurgulamak istiyordu.
O gece bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, imparatorun saraydan çıkmamasına neden oldu.
Kürşad ve 40 çerisi, planlarının duyulmasından endişe duyarak hemen harekete geçmeye karar verdiler.
Çin sarayına baskın düzenleyerek yiğitçe savaştılar, ancak yüzlerce Çinli askerle yapılan çatışmada kayıplar verdiler.
Sonuç olarak, 40 çeri 10 kişiye düştü.
Saraydan uzaklaşarak Ötüken'e doğru ilerleyen Kürşad ve çerileri Vey Nehri'ne ulaştı.
Ancak, yağmur nedeniyle nehir üzerindeki köprüler sular altında kalmıştı.
Geçiş mümkün değildi.
Kürşad, karşıya geçemeyeceklerini anlayınca çerilere geri dönerek savaşmaya devam etme kararı aldı. Binlerce askerle tekrar çatışmaya giren yiğitler, birer birer şehit olmuşlardı.
Kürşad ve 40 çerisinin hikayesi, ağızdan ağıza yayılarak efsanelere dönüşür.
Doğu Göktürk halkı arasında milli bilinci canlandırarak, geçen 43 yılın ardından 682 senesinde İlteriş Kağan ile Bilge Tonyukuk liderliğinde yeni bir Göktürk Devleti'nin kurulmasına ilham kaynağı olur.
Türk destanı, Kürşad'ın ruhuyla canlanarak Türk tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını simgeler.
“Kürşad ölmüş, fakat attan düşmemişti.
Ölmüş, fakat yenilmemişti...”
-Hüseyin Nihal ATSIZ
Ölmüş, fakat yenilmemişti...”
-Hüseyin Nihal ATSIZ