Gülmek Sizin de Hakkınız Avcı Fıkraları - LazHayalet

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
İnsta ♥ @LazHayalet ♥
Efsane Üye
Katılım
12 May 2016
Mesajlar
5,566
Çözümler
33
Tepki puanı
4,221
Ödüller
18
Sosyal
10 HİZMET YILI
Öncelikle Es Selamun Aleyküm Gülmek Sizin de Hakkınız Diyip Bu Konuda Avcı Fıkralarını Yayınlıyorum Aşağıda Fıkranın İsmine Tıklayarak Fıkrayı Okuyabilirsiniz.

Not : Beğeni İstemiyorum Yani Beğeni Atın İsterseniz Sadece Şöyle Düşünün Ne Kadar Beğeni ve Yorum Olursa İstekli Paylaşım Yaparım :) ;)

Beş avcı ava çıkmışlar. Önlerine küçük bir delik çıkmış. İçlerinden en deneyimli olanı:
- "Yatın yere buradan tavşan çıkacak" demiş. Herkes yatmış yere, az sonra gerçekten tavşan çıkmış ve vurmuşlar torbaya koymuşlar. Ava devam ederlerken biraz daha büyükçe bir delik görmüşler, yine tecrübeli avcı:
- "Yatın yere buradan tilki çıkacak" demiş ve herkes yatmış tilki çıkmış ve vurmuşlar. Ava devam ederlerken karşılarına daha büyükçe bir delik çıkmış yine tecrübeli olan:
- "Yatın yere buradan ayı çıkacak" demiş ve yatmışlar. Ayı çıkmış ve vurmuşlar. Herkes tecrübelinin her şeyi bildiğine karar vermişler, ne derse yapıyorlarmış. Devam ederlerken karşılarına oldukça büyük bir delik çıkmış ve tecrübeli avcı:
- "Yatın yere" demiş herkes yatmış. İçlerinden biri:
- "Buradan ne çıkacak usta?" demiş. Tecrübeli, düşünmüş ve:
- "Vallahi çocuklar buradan ne çıkacağını bende bilmiyorum" demiş. Ertesi gün bütün gazetelerde:
- "Tünel çıkışında beş avcı tren altında kalarak can verdi." diye yazıyormuş.
Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş:
- "Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir ayı çıkmaz mı? Çifteyi doğrultacak vakit yok! Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya. Fakat ayı peşimde! Benden hızlı koşuyor. Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim. O kadar yaklaşmıştı. Derken ayının ayağı kaydı, yere düştü. Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım. Ama ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti. Yine nefesi ensemde. Pençesini uzatsa omzumdan yakalayacak. Allah'tan tam o sırada yine ayının ayağı kaydı, yere düştü. Talih bana gülüyor! Hızımı artırabildiğim kadar artırdım, yeniden arayı beş yüz metre kadar açtım. Allah sizi inandırsın arkadaşlar, ayı yine bana yetişti. Yine nefesi ensemde. Şansa bakın. Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?" Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış:
- "Sen de çok yürekliymişsin kardeşim! Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim." Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış:
- "Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?"
İki avcı sohbet ediyormuş. Birisi sana bir av hikayemi anlatayım deyip başlamış:
- "Ben bir kurşunla tilkinin hem kulağından hem de arka bacağından vurdum" der demez diğeri atlamış ve:
- "Ne büyük yalan bir kurşunla bu dediğin olur mu?" deyip gülerken diğeri:
- "Niye olmasın ben nişan alıp ateş ederken tilki kulağını kaşıyordu" demiş.
Bir avcı diğerine sordu:
- "Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?"
- "Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim."
- "Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?"
- "Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi."
Bir Kaza'nın kaymakamını yemeğe alırlar. Yemeğe giderken, kaymakam yazı işleri müdürünü de yanına alır. Almasının tek sebebi; kaymakam fazla yalan atarmış. Kaymakam yazı işler müdürüne demiş: - "Şimdi kamışıma bir ip bağlayacağım. İpin bir ucunu sana vereceğim. Ben fazla atarsam sen de çekersin, ben de anlar durumu düzeltirim." demiş. Yemekten sonra av muhabbeti açılmış. Bizim kaymakam dayanamayıp av maceralarını anlatmaya başlamış: - "Bir gün dağda avlanırken önüme 50 kurt çıktı ve ben çiftemi çekip 30 tanesini vurdum." deyince yazı işleri müdürü ipi çeker. Kaymakam: - "30 tane yoksa bile 20 tane vardı." der. Yazı işleri müdürü yine ipi çeker. Kaymakam: - "20 tane yoksa bile 15 tane vardı." der. Yazı işleri müdürü ipe asılıp çekmeye devam eder. Kaymakam: - "Koparsan bile 15 in altına inmem." der.
Mahalledeki mısırlara dadanan domuzu avlamak için Hamza Dayı bir avcı gurubu oluşturmuş. Görev bölümünden sonra pusuya yatmışlar. Hamza Dayı gelen sese doğru tüfeğini doğrultmuş. Pür dikkat bakarken önünden geçen domuzun boynuna Hamza Dayının tüfeği takılmış. Panikleyen Hamza Dayı kaçmaya başlamış. Arkadaşlarına: - "Kaçın arkadaşlar. Tüfek elinde domuz geliyor."
Adamım biri ormandan avlanırken yamyamlara yakalanır. Yamyamlar adamı kendi kabilelerine götürürler ve sonra kabile reisi gelir adama: - "ölüm mü mokoko mu?" diye sorar. Adam bir an: - "Ölüm desem ölücem mokoko diyeyimde belki kurtulurum" diye düşünmüş ve: - "mokoko" demiş. Kabile reisi arkasını dönmüş ve: - "Oooo mokoko" demiş. Kabiledeki bütün yamyamlar adamı bir güzel becermişler. Sonra adamı serbest bırakmışlar. Adam aynı yerde tekrar avlanmaya çıkmış. Yamyamlar yine bunu yakalamışlar. Kabileye götürmüşler. Reis gelmiş yine buna: - "ölüm mü mokoko mu?" diye sormuş. Adam bu seferde: - "Mokoko dersem gene beni düzerler, Onun yerine ölürüm daha iyi" diye düşünmüş. - "Ölüm" cevabını vermiş. Reis arkasını dönmüş ve: - "Ooooooo ölene kadar mokoko." demiş.
Adamın biri eski bir macerasını kahvede arkadaşlarına anlatıyordu. Macera şöyleydi: - "Ben dağa çıkmıştım. Önüme bir anda kocaman bir ayı çıktı. Ben kaçmaya başladım. Ayı beni kovalıyor ve bana daha çok yaklaşıyordu. Ayı tam pençeyi yapıştıracak, kayıp düşüyordu. Bu 2-3 kez oldu böyle." Kahve de oturan adamlardan biri şöyle dedi: - "Abi ben olsam altıma yapardım." Adam cevap verir: - "Lan oğlum ayı neye basıpta düşüyor sanıyorsun!"
İki kafadar avcı bir araya gelmişler, köpeklerinin ne kadarda marifetli olduğundan bahsediyorlarmış. Birincisi: - "Ya benimki dehşet bir şey. Geçenlerde ava gitmiştim. Baktım havada kuş süzülüyor, hemen nişan aldım çektim tetiği, birde ne göreyim fişekleri evde unutmuşum. Hemen köpeğime tüfeğimin namlusunu koklattım, köpeğim bir koşu gidip fişekleri aldı geldi. Taktım hemen ve kuşu indirdim" demiş. Öbürü: - "O da bir şey mi? Geçenlerde karımı da aldım ve plaja gittim. Tam denize gireceğiz bir baktık ki karım mayosunu evde unutmuş. Karımın orasını burasını koklattım. Köpeğim bir koşu gitti, alt kattaki komşunun şeyini koparmış geldi."
Haydar Emmi diye biri avlanmayı çok severmiş . Piyangodan büyük ikramiye kazanınca, olan parayı 15 günlük bir safariye yatırmış. 15 gün sonra dönmüş gelmiş. Haydar emmiyi ayakta karşılamışlar. Hep bir ağızdan:
- "De hele anlat, neler yapmışsan Haydar Emmi, neler görmüşsan?" Bizim emmi demiş ki:
- "Vuallah zebra avlamışam."
- "Ulaaa zebrada ne oliy? diye sormuş köylünün biri.
- "Bizim eşşeği biliymisen?"
- "He bilirem ..!"
- "Ha işte bizim eşşeğin çizgilisidir ha, böyle pijama giymiş gibim oliy."
- "Sonra zürafa avlamışam" Aynı köylü yine sormuş:
- "Ula Haydar emmi zürafada ne oliy ki?"
- "Bizim eşşeği bilisen?"
- "He bilirem ..!"
- "İşte bizim eşşeğin 3-4 metre daha uzuni oliy"
- "Vuiii, eee başka ne yapmışsan Haydar emmi?"
- "Piton avlamışam" demiş avcı emmi.
- "La pitonda ne oliy?"
- "Bizim eşşeği bilisen?"
- "He bilirem..!"
- "Eşşegin dalgayıda bilisen?"
- "He bilirem"
- "Aha odir, ama eşşek yohtir."
Bir gün adamın biri ava çıkacakmış. Oğlu da bunu duyunca:
- "Baba bende gelebilir miyim?" demiş. Babası saati kuracakken karısı atlamış söze:
- "Bey ben o saatte çişe kalkıyorum sizi de uyandırırım." demiş.
- "Olur", deyip yatmışlar. Kadın kalkmış ve bunları da kaldırmış. Hazırlanıp ava çıkmışlar. Saatlerdir yürüyorlarmış ama hava hep karanlıkmış. Çocuk dayanamamış babasına sormuş:
- "Baba niye hava aydınlanmıyor?" Baba:
- "Ananın şeyinden saat olursa böyle olur!" demiş.
Avcılar oturmuşlar başlarından geçen ilginç olayları anlatıyorlarmış. İçlerinden biri:
- "Bir gün gölde balık avlarken oltama büyük bir balığın takıldığını anlayınca yavaş, yavaş ve büyük bir mücadele ile kıyıya çektiğimde, büyük bir turna balığı olduğunu gördüm. Balığı tek başına taşıyamayacağımı anlayınca gidip köyden atımı aldım, fakat balığı ata koyduğum zaman bir taraftan başı diğer taraftansa kuyruğu yere deymesin mi? yapacak bir şey olmadığından yola çıktım ama oda ne, az sonra balığın ağırlığından atın beli kırılmasın mı?" deyince orada bulunan arkadaşlarından biri de:
- "Biz de üç arkadaş bir gün sisli bir havada domuz avına çıkmıştık, o arada çalıların arasında ses duyunca tüfeğimi ateşlememle acı bir feryat duyup, çalılıklara gidince vurduğumun arkadaşım olduğunu görünce hemen bir mezar kazmaya başladım, fakat o arada diğer arkadaşım gelerek seni katil deyince onu da vurmak zorunda kaldım, onun için de bir mezar kazmaya başlamıştım ki bu sefer de orman memuru silah sesini duyupta yanıma gelince artık yapacak bir şey kalmadı, ha iki ha üç kişi deyip onu da vurdum, tabii onu saklamak içinde bir mezar daha kazmaya başladığımda karşıdan bir traktör dolusu köylü yanıma doğru gelmiyor mu?" deyince, turnayı yakalayan avcı:
- "Yok artık köylüleri de vurup gömdüm deme" deyince:
- "O zaman sen de balığın boyunu daha makul bir ölçüye çek de bana bir traktör dolusu köylüyü vurdurma" der.
Adam balık tutuyor. Bir elinde oltası öbür eli ise bir taşı tutmuş vaziyette havada. Kadın yanına yaklaşıyor ve soruyor:
- "Oltayı anladım da, bu taşı neden böyle tutuyorsunuz?" Adam:
- "Bir şartla söylerim!" Şartı duyan kadın kızıp gidiyor ama merakını yenemiyor, tekrar dönüp geliyor. - "Peki diyor şartını yerine getirelim; ondan sonra söyle bu taşı neden böyle havada tuttuğunu.." Şart yerine geldikten sonra adam taşı neden öyle havada tuttuğunu açıklıyor:
- "Bu oltaya sabahtan beri hiç balık vurmadı. Ama sen bu taşa düşen üçüncü kadınsın."
Avcının biri birgün avcılar kahvesinde anlatıyormuş:
- "Bir baktım bir geyik, nişan aldım, çektim tetiği, vurdum onu. Geyik kocaman. Bir bacağı bir omzumda, diğer bacağını öbür omzumda, sürüklemeye başladım." Avcı anlatırken birden telefonu çalar. Arayan karısıdır. Karısıyla uzunca bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatır. Arkadaşlarına dönerek sorar:
- "Nerede kalmıştık?" Arkadaşları cevap verir:
- "Abi bir bacağı bir omzunda, diğer bacağı öbür omzundaydı"
- "Hıııım, verdim ayarı, verdim ayarı."
Üç istatistikçi ava çıkmışlar. Avda karşılarına bir manda çıkınca, istatistikçilerden biri ateş etmiş ama mermi mandanın beş metre sağından geçmiş. Hemen diğer istatistikçi tüfeğini ateşlemiş, bu sefer de mermi mandanın beş metre solundan geçmiş. Bunu gören üçüncü istatistikçi sevinçle:
- "Vurduk, vurduk!" diye bağırmaya başlamış.
Afrikada düşen uçaktan sağ kurtulan adam nereye gideceğini bilmeden sağa sola bakıyordu. Derken kendisine yaklaşan afrikalı kabileyi gördü. Kendi kendine ayvayı yedik dedi. Tam o sırada ak sakallı bir dede belirdi ve hayır evladım korkma ayvayı yemedin şu mızrağı al en önlerindeki süslü elbiseli adamın tam kalbine sapla. Adam denileni yaptı. Ihtiyar ona bakıp güldü 'Şimdi ayvayı yedin işte
Bir gün, iki kuzen aslan avına çıkarlar. Kuzenler akşama kadar aslan ararlar ama bulamazlar. Akşam tam dönerken karşılarına bir aslan çıkar. Kuzenlerden biri çalıların arkasına saklanır ve diğerine ağaca çıkması söyler. Ağaca çıkanı aslan görür ve arkasından tırmanmaya başlar. Ağaçtaki kuzen bağırır:
- "Lan vur şunu" diye. Aşağıdaki kuzen, aslana nişan alır ve sıkar ama aslanı sol taşşağından vurur. Canı yanan aslan azimle tırmanmaya başlar. Yukarıdaki kuzen yine bağırır:
- "Lan vursana şunuuuu" diye. Aşağıdaki
- "Hah şimdi vurcam" der ve ateş eder. Bu defa aslanı sağ taşşağından vurur. Ağaçtaki kuzen iyice sinirlenir ve bağırır:
- "Lan oğlum aslanın kendisini vursana, aslan beni becermeye değil yemeye geliyor yemeyeeee
İki avcı ava çıkmışlar. Avları hiç iyi gitmemiş. En sonunda biri ağaçta gördüğü kargayı vurur:
- "Vurdum vurdum bıldırcını" der. Öbürü:
- "Ne bıldırcını resmen karga bu." der.
- "Hayır hayır bıldırcın bu. Geçen karısını vurmuştum da üzüntüden karalar giymiş."
Milli Park Polisleri, adamın birini, nesli tükenmekte olduğu için koruma altına alınan bir Boz Kartal'ı kesmiş, pişirip yerken görmüş ve derhal tutuklamışlar. Mahkemede adamın avukatları müthiş bir savunma yapmışlar:
- "Bu adam ormanda yolunu kaybetmişti. Günlerdir aç olduğu için ya kartalı öldürecekti, ya kendisi ölecekti." Yargıç bu savunmayı kabul edebileceğini söylemiş. Kararını açıklamadan önce, sanığa dönmüş:
- "Son bir şey sormak istiyorum. Ben de av meraklısıyım da.. Bu Boz Kartalın tadı nasıl bir şey?"
- "Valla efendim! Tam olarak Kelaynak ile Mavi Gagalı Puhu Kuşu tatlarının arasında bir şey..!
Malum, avcılar atıcılıklarıyla meşhurdurlar. Yine bir mecliste üç avcı karşılıklı olarak köpeklerini övüyorlarmış. Birincisi demiş ki:
- "Benim köpeğim çok akıllıdır, bakkala gönderirim, ne istersem alır ve getirir." Hemen ikinci avcı atlamış:
- " Ya benim ki! Sadece istediklerimi almakla kalmaz, paranın üstünü de doğru olarak getirir, satış fişini de alır." Bu sırada üçüncü avcı kendinden emin bir tavırla aynen şöyle der:
- "Sizin köpeklerinizin alışveriş ettiği dükkanı benim köpeğim çalıştırıyor."




KONUYU TAKİP ETMEK İÇİN YORUM YAZIN VE KONUYU İZLE DİYİN AŞAĞIDA RESİMDE GÖSTERDİĞİM ŞEKİLDE TIKLAYIN VE KONUYU TAKİBE ALIN KONUYA HER GÜN EKLENEN FIKRALARI YORUM OLARAK BİLDİRECEM BU ŞEKİLDE FIKRALARDAN HABERDAR OLUP GÜLMEYE DEVAM EDEBİLECEKSİNİZ. EMEĞİMİN KARŞILIĞINIDA SİZ VERİRSİNİZ DİMİ :D

PrMdz5.jpg




 
Onaylı Üye
Katılım
2 May 2016
Mesajlar
144
Tepki puanı
13
Yaş
26
10 HİZMET YILI
Böle şeyler paylaşmaya devam et moralim yerine geldi teşekkürler:D:D
 
#DenDersAldıım!!!
Süper Üye
Katılım
11 May 2017
Mesajlar
1,172
Çözümler
2
Tepki puanı
325
Ödüller
10
9 HİZMET YILI
Şuan okumadım arabesk rap dinlerken okucam bakalım noolcak edit atarım okuduktan sonra :(
 
Davetsiz Kişi
Süper Üye
Katılım
20 Nis 2016
Mesajlar
955
Çözümler
2
Tepki puanı
172
Ödüller
7
Yaş
24
10 HİZMET YILI
Gardaş paint terk gibi yapsan daha iyi olurdu insanın gülesi gelmiyor :)
 
İnsta ♥ @LazHayalet ♥
Efsane Üye
Katılım
12 May 2016
Mesajlar
5,566
Çözümler
33
Tepki puanı
4,221
Ödüller
18
Sosyal
10 HİZMET YILI
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst