Abdulhamit çok karışık bir kişilik, her siyasi liderde olduğu gibi olumlu ya da olumsuz bulunabilecek tarafları var. Ancak bizim sorunumuz Abdülhamit'e nasıl yaklaştığımız. Türkiye'de İslamcılar Abdülhamit "dindar" ve ümmetçi/osmanlıcı diye onu ilahlaştırdılar, hatalarını yanlışlarını görmezden geldiler, adeta yeni bir "mükemmel" Abdülhamit yaratıp ideolojilerine hizmet için kullandılar (bunun için devlet örtülü ödenekten film/dizi bile çektiriyor ki o dizideki Abdülhamit'in gerçekle alakası yok). Öte yandan Kemalistler ise Abdülhamit'i olduğu gibi reddettiler, benzer şekilde siyasi amaçlarla onu karaladılar. Halbuki tarihi konları kimlik inşa etme takıntısından kurtarıp olduğu gibi önce öğrenmek (bilgi sahibi olmak) gerekiyor. Abdülhamit operayı severdi (sarayda kendisine özel opera salonu vardı, İtalyan operasını yakından takip ederdi), misafirlerine kendi eller ile şampanya ikram ederdi (ancak kendisi içmezdi), Avrupa ile yakın ilişkiler kurmaya çalışır ve cari/bütçe açığını kapatmak için borç para aramakla geçerdi ömrü ve borç para bulmakta başarılı da sayılırdı ancak bunun için çok taviz (imtiyazlar) vermek zorunda kalırdı, muhalefete karşı acımasızdı ve milliyetçi akımları sevmezdi, İngiltere Abdülhamit'i (esasen Osmanlıyı) Rusya ile Avrupa arasında bir "sünger" devlet görevi görsün diye desteklerdi. Kısaca Abdülhamit'i ideolojik saplantılarla okumamak (bu amaçla yazılan kitaplardan ve dizilerden öğrenmemek) gerekiyor. Akademik kitaplar bu konuda daha çok tavsiye edilir.