Kabuller sübjektiftir, sübjektif olanın kesinliği inançtır, ahlaktır, bilinmezliktir ya da bilgi yetersizliğidir. Kabullerin "sözde" kesinliğini kanıtlar yok etse de kabul etme ya da etmeme her daim kişinin inisiyatifindedir, aksi durumda kabullerin kesinliğini kanıtlar doğruluyorsa bilinmezliği doğrular. Nihai kararı veren bilim olsa da ahlaka ve dini inançlara nihai kararı veremez. Ahlak ve inanç her daim kabuller üzerine kalır, kabul etmeyenler azami olsa da kabul edenler topluluğu için her daim kesinliktir bu. Ahlak, inanç ve benzeri şeyler kesindir, kabul ettikleridir, bunların dışındaysan kabul ettiklerin değildir. Yazdıklarından biraz bağımsız olarak dile getirdim düşüncelerimi, yetersiz gelmişse affola.Felsefesel olarak ele alacağım ve öyle değerlendireceğim.
Kabuller doğruluğu ve yanlışlığı ispatlanmamış bir şey üzerine ise kesinleştirdiği şey kabullenilmiş olanı kesinleştiremez.
Kabul edilen bir yüzdesel kitleye göre kesinleşmiş sayılabilir bu azami kabul etmeyenlerin neden kesinleştiremediğini açıklayamaz.
Hayatımıza bakarsak kabul ettiklerimiz zihnimizde kesinleştirdiklerimize göre koyduğumuz soyut ve somut gerçekler değil midir ?
Bu durumda kesinleşmiş olanlar kabul ettiklerimiz midir ?
yeminle soruyu anlamam 5 dakikaSoru belli, herhangi bir şeyi kabuller mi kesinleştirir, yoksa bu doğru değil midir? Bireysel olarak değil evrensel düşünün.