bence kesinlikile ilk olarak flame atanları fln sustur yazdıklarında çok etkili olabilir özellikle plan aşaması çok yararlı bende karşımdaki karaktere göre hep plan yaparımLoL'de sakinliğinizi korumak için benim uyguladığım ve bende etkili olan (ki ben hayatınızda görebileceğiniz toxic oyunculardan biriydim, geçtiğimiz seneye kadar toplamda 65'in üzerine hesabım perma ban yedi küfür ve hakaretten) bir zihin yapısından bahsedeceğim. Önce kendimden biraz bahsedip sonra lafı dolandırmadan konuya gireceğim.
Ben normalde bir destek oyuncusuydum. Gümüş - altın ligleri arasında dolanırdım hep ve takım arkadaşlarımdan sürekli şikayet ederdim. Muhtemelen bu hikaye size de tanıdık gelmiştir. Takımıma ADC olarak o anki pozisyonda saldırması gerektiği halde pasif takılan ve fırsatları kaçıran, aynı şekilde saldırmayıp sonraki 15-20 saniyeyi güvenli bir şekilde farm yaparak geçirmesi gerekirken sadece ama sadece saldırıp ölen adamlar gelirdi maçıma sürekli ama sürekli. Ben de başlarım böyle işe deyip koridor değiştirerek ormana geçtim. Aynı şeyleri ormanda da yaşadım. Gank attığım halde kule altında AFK takılan adamlardan tutun, koridorda dk 5'e kadar 3 kere bire bir ölen oyuncuların anama sövmeleriyle artık buna takatimin kalmayışı beni tekrar rol değiştirmeye itti fakat ne kadar rol değiştiysem yine de bir değişim göremedim. Nerede oynadıysam oynayayım yine de takımda kötü oyuncularla sınanıyordum ve hakettiğim lige yükselemediğimi düşünüyordum. Bütün oyunlarım rakibin anasına avradına dümdüz kayarken kaybettiğim vakit kaybıyla ve edindiğim öfke nedeniyle elime geçen fırsatları görememekten zaferin ellerimden kayıp gitmesiyle son buluyordu... İşte işlerin ciddileştiği kısım böylece başladı.
Ben LoL'ü gerçekten seven bir oyuncuyum ama artık hiçbir oyundan keyif alamamaya başlamıştım sanki stres atmaya, güzel oyunlar geçirip dopamin seviyelerimi arttırmaya değil de üstüne stres olmaya giriyordum oyuna! LoL benim hayatımda önemli bir yer ediniyordu çünkü ben hep bu oyunda ciddi yerlere gelmeyi umuyordum, bugün hala istediğim noktaya gelebilmiş değilim fakat bir gün geleceğim! Bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkına varmaya başladığım zamanlardı bunlar.
Adım 1: Öncelikle kendini analiz et!
Gerçekten "kaybettiğin 'bütün' oyunlar" takımının kötü olması nedeniyle mi bozgunla sonuçlandı yoksa bir şeyleri değiştirebilecek tek kişi sen olmana rağmen diğerlerini suçlarken, onların ne kadar iğrenç oyuncular olduklarını yüzlerine savururken seni zafere götürecek yoldaki fırsatları sırf egonu tatmin etmek için gözünden kaçırdığın için mi? Söylesene bana kaç kere önde olduğun halde bu üstünlüğü roam atarak takıma yaymaya çabalamak yerine takımın yeteri kadar iyi oynamadığı için " 15 ff ben AFK, Jungle rep ben oynamıyorum deyip takımının ufak da olsa bir ihtimal olan şansını yerle bir ettin?
Amacın lig atlamak mı yoksa takımındaki diğer oyuncuların ne denli leş olduklarını rakip takıma veyahut bizzat kendilerine beyan ederek kendini tatmin etmek mi? Amacının ne olduğuna karar ver!
Adım 2: Zihin yapını yeniden inşaa et!
LoL, sıraya gir tuşuna bastığın anda senin için senin hiçbir şekilde kim olacaklarına karar vermeyeceğin ve bundan sonraki yaklaşık 35 dakikalık zaman dilimini beraber geçireceğin 4 takım arkadaşı ve 5 rakip seçer. İşte tam burada sizden stoa Felsefesi'ni araştırıp öğrenmenizi tavsiye edeceğim. Temel olarak bahsedecek olursam, stoacılık; değiştiremeyeceğin şeyleri kabullenerek bunun üstüne enerji harcamayı bırakıp değiştirebileceğin şeylere odaklanmaktır. Sen 35 dakika boyunca istersen Chat'e 500 paragraf flame sözleri döşesen de yine de o oyundaki oyuncuları da değiştiremeyeceksin, oynayışlarını da. Peki ne yapabilirsin? Yeterince açık değil mi? Açıklayayım... Kendini değiştirebilirsin. Takım arkadaşlarına söverek harcayacağın enerjiyi takım arkadaşlarının oynayışlarını ve aynı zamanda rakip takımın oynayışlarını, ve hatta işleri daha da ciddileştirip Chat'e yazdıklarını analiz ederek analiz edeceksin. Eğer ki takım arkadaşın daha oyunun başladığı andan itibaren boş konuşan biriyse o kişiden bir cacık olmayacağını hatta o kişinin çabuk tilt olabilecek biri olduğunu analiz edebilirsen kendi oyununu buna göre yönlendirebilirsin... Aynı şey rakip takım adına da geçerli elbette...
Takım arkadaşın zaman zaman hata yapacak. Belki de sıçıp batıracak. İşe bunların olabileceğini ve hatta bu oyunda %90 oranında olacağını kabullenerek başlayacaksın. Planlarını hep olasılıkların en kötüsünü hesaplayarak ineceksin sihirdar vadisine.
Yıkılamaz, mağlup edilemez mentalin sırrı işte budur! Başına ne gelirse gelsin, bunun zaten gerçekleşecek olan şey olduğunu ve olanı artık değiştiremeyeceğini, bütün enerjini bunun yerine bu kötü hamleyi nasıl daha iyisiyle tersine çevirebileceğin üzerine harcadığın zaman... Asıl değişim o zaman gelecek.
Size bir sır vereyim. Yaklaşın kimse duymasın. Hani bazı oyuncular olur... 1 kesersiniz, 2 kesersiniz adam hala koridora gelip bir şeyler yapmaya çalışır. Bu adam oyunda 20 dakika kadar silik kaldıktan sonra dakika 30'lara gelindiğinde ortaya bir çıkar herkesi tokatlamaya başlar. Bunu gördükten sonra sizin oyunu kazanacağınıza olan inancınız düşmeye başlar hani ne kadar sakin kalmışsanız kalın bu dakikadan sonra takımınıza karşı konuşmalarınız hararetlenmeye başlar... İşte burası iplerin koptuğu noktadır. Karşınızdaki oyuncu bütün enerjisini oyunda kendisini zafere götürecek yollarımı aramaya adamıştır ve bunu başarmıştır. İşte siz de bu adamlardan olacaksınız size bunu garanti ediyorum. Sizin ne kadar hata yapsanız da pes etmediğinizi gören rakibin bir süre sonra şevki kırılmaya başlayacak. İnsan psikolojisine girmek istemiyorum sonra mezardan yazmam gerekebilir çünkü... Fakat şunu bilseniz yeter: Kaybedilen savaş, pes ettiğiniz savaştır.
Dedelerimiz de savaşırlarken aldıkları ilk darbede, ilk bozgunda pes etseler, bugün nerede olurduk düşünemiyorum.
Aslında psikolojiye değinmeyecektim fakat değinmenin faydalı olacağına karar verdim. Bakın. Biz erkeğiz. Gerçek savaşı atalarımız yaşadı. Biz ise bugün bilgisayarlarımız başında otururken bunun bir benzerini taklit ediyoruz sadece, zihnen böyle bir etki alıyoruz yine de. Sizce atalarımız düşmanla göğüs göğüse savaşırlarken akıllarından geçen tek şey rakibi yere sermek miydi ( buram buram testo koktu ) yoksa silah arkadaşlarına ağlayıp yahu bana yardım edin off gibi bir tutum muydu? Bunu biraz düşünmenizde fayda var, erkek olmak her türlü zorlu duruma karşı sakin kalıp bununla baş edebilmeyi gerektirir.
Adım 3: Negatif iletişim kurmayı aklından bile geçiriyorsan klavyeni çöpe atabilirsin!
Üstte detaylıca açıkladığım gibi eğer pozitif bir yaklaşım sergilemeyeceksen Chat'i kapatmak kesinlikle en doğrusu olacaktır. Bunu yaparken sana laf atanlara karşılık vermeden bunu yapmaya özen göster. Anlamayana anlatmak sana zarar vermekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır, bugüne kadar en ufak bir faydasını gördüysen devam edebilirsin.
Adım 4: Oyuna girmeden önce bir plan yap ve buna sadık kal.
Bunu fazla açmaya gerek yok zaten anlattıklarımdan sonra yeterince anlaşılır olacağından eminim. Kendimden örnek verecek olursam ben Vladimir main bir oyuncuyum. Yaklaşık 2.5 milyon ustalık puanım var. Oldukça hakimim yani fakat her oyun yeni koridor ve rakip takım eşleşmesiyle karşı karşıya kaldığımız için oyun stilimiz asla bir öncekiyle aynı olamaz, olmamalı. Oyun başlamadan hemen önce oyunun ilk 10 dakikası sadece farm yapıp rakibimin yan koridorlara gitmesini mi engellemeliyim yoksa rakibimi dürtmek ve yan koridorlara yardım etmek üzerine bir oyun stili mi kullanmalıyım üzerine bolca düşünürüm. Ve bu plana kesinlikle sadık kalırım. Eğer siz doğru olanın farm yapmak olduğunu düşünüp sonrasında rakibinize karşı sürekli agresif oynarsanız farm kaçırdıkça kendinize kızmaya başlar, düşük minyon skorunuzu görünce kendi kendinizi tilt etmek için büyük bir adım atmış olursunuz.
Adım 5: İnsanlara iyi bak hepsi ayrı bir dünya.
Herkesin hayatında bir şeyler için çabaladığını, hepsinin sorunları olduğunu, bazı insanların sırf sorunlarından uzaklaşmak için bu oyunu oynadığını unutma, saygılı davran. Sana saygısızlık yapan kişiye karşı gösterebileceğin en iyi davranışsa... Onu kendi acizliğinin içinde yapayalnız bırakmaktır.