LoL'de sakinliğimizi koruyabilmek için gerekli mantalite

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Onaylı Üye
Katılım
17 Eki 2022
Mesajlar
54
Tepki puanı
6
Ödüller
2
Yaş
23
3 HİZMET YILI
LoL'de sakinliğinizi korumak için benim uyguladığım ve bende etkili olan (ki ben hayatınızda görebileceğiniz toxic oyunculardan biriydim, geçtiğimiz seneye kadar toplamda 65'in üzerine hesabım perma ban yedi küfür ve hakaretten) bir zihin yapısından bahsedeceğim. Önce kendimden biraz bahsedip sonra lafı dolandırmadan konuya gireceğim.

Ben normalde bir destek oyuncusuydum. Gümüş - altın ligleri arasında dolanırdım hep ve takım arkadaşlarımdan sürekli şikayet ederdim. Muhtemelen bu hikaye size de tanıdık gelmiştir. Takımıma ADC olarak o anki pozisyonda saldırması gerektiği halde pasif takılan ve fırsatları kaçıran, aynı şekilde saldırmayıp sonraki 15-20 saniyeyi güvenli bir şekilde farm yaparak geçirmesi gerekirken sadece ama sadece saldırıp ölen adamlar gelirdi maçıma sürekli ama sürekli. Ben de başlarım böyle işe deyip koridor değiştirerek ormana geçtim. Aynı şeyleri ormanda da yaşadım. Gank attığım halde kule altında AFK takılan adamlardan tutun, koridorda dk 5'e kadar 3 kere bire bir ölen oyuncuların anama sövmeleriyle artık buna takatimin kalmayışı beni tekrar rol değiştirmeye itti fakat ne kadar rol değiştiysem yine de bir değişim göremedim. Nerede oynadıysam oynayayım yine de takımda kötü oyuncularla sınanıyordum ve hakettiğim lige yükselemediğimi düşünüyordum. Bütün oyunlarım rakibin anasına avradına dümdüz kayarken kaybettiğim vakit kaybıyla ve edindiğim öfke nedeniyle elime geçen fırsatları görememekten zaferin ellerimden kayıp gitmesiyle son buluyordu... İşte işlerin ciddileştiği kısım böylece başladı.

Ben LoL'ü gerçekten seven bir oyuncuyum ama artık hiçbir oyundan keyif alamamaya başlamıştım sanki stres atmaya, güzel oyunlar geçirip dopamin seviyelerimi arttırmaya değil de üstüne stres olmaya giriyordum oyuna! LoL benim hayatımda önemli bir yer ediniyordu çünkü ben hep bu oyunda ciddi yerlere gelmeyi umuyordum, bugün hala istediğim noktaya gelebilmiş değilim fakat bir gün geleceğim! Bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkına varmaya başladığım zamanlardı bunlar.

Adım 1: Öncelikle kendini analiz et!

Gerçekten "kaybettiğin 'bütün' oyunlar" takımının kötü olması nedeniyle mi bozgunla sonuçlandı yoksa bir şeyleri değiştirebilecek tek kişi sen olmana rağmen diğerlerini suçlarken, onların ne kadar iğrenç oyuncular olduklarını yüzlerine savururken seni zafere götürecek yoldaki fırsatları sırf egonu tatmin etmek için gözünden kaçırdığın için mi? Söylesene bana kaç kere önde olduğun halde bu üstünlüğü roam atarak takıma yaymaya çabalamak yerine takımın yeteri kadar iyi oynamadığı için " 15 ff ben AFK, Jungle rep ben oynamıyorum deyip takımının ufak da olsa bir ihtimal olan şansını yerle bir ettin?
Amacın lig atlamak mı yoksa takımındaki diğer oyuncuların ne denli leş olduklarını rakip takıma veyahut bizzat kendilerine beyan ederek kendini tatmin etmek mi? Amacının ne olduğuna karar ver!

Adım 2: Zihin yapını yeniden inşaa et!

LoL, sıraya gir tuşuna bastığın anda senin için senin hiçbir şekilde kim olacaklarına karar vermeyeceğin ve bundan sonraki yaklaşık 35 dakikalık zaman dilimini beraber geçireceğin 4 takım arkadaşı ve 5 rakip seçer. İşte tam burada sizden stoa Felsefesi'ni araştırıp öğrenmenizi tavsiye edeceğim. Temel olarak bahsedecek olursam, stoacılık; değiştiremeyeceğin şeyleri kabullenerek bunun üstüne enerji harcamayı bırakıp değiştirebileceğin şeylere odaklanmaktır. Sen 35 dakika boyunca istersen Chat'e 500 paragraf flame sözleri döşesen de yine de o oyundaki oyuncuları da değiştiremeyeceksin, oynayışlarını da. Peki ne yapabilirsin? Yeterince açık değil mi? Açıklayayım... Kendini değiştirebilirsin. Takım arkadaşlarına söverek harcayacağın enerjiyi takım arkadaşlarının oynayışlarını ve aynı zamanda rakip takımın oynayışlarını, ve hatta işleri daha da ciddileştirip Chat'e yazdıklarını analiz ederek analiz edeceksin. Eğer ki takım arkadaşın daha oyunun başladığı andan itibaren boş konuşan biriyse o kişiden bir cacık olmayacağını hatta o kişinin çabuk tilt olabilecek biri olduğunu analiz edebilirsen kendi oyununu buna göre yönlendirebilirsin... Aynı şey rakip takım adına da geçerli elbette...

Takım arkadaşın zaman zaman hata yapacak. Belki de sıçıp batıracak. İşe bunların olabileceğini ve hatta bu oyunda %90 oranında olacağını kabullenerek başlayacaksın. Planlarını hep olasılıkların en kötüsünü hesaplayarak ineceksin sihirdar vadisine.

Yıkılamaz, mağlup edilemez mentalin sırrı işte budur! Başına ne gelirse gelsin, bunun zaten gerçekleşecek olan şey olduğunu ve olanı artık değiştiremeyeceğini, bütün enerjini bunun yerine bu kötü hamleyi nasıl daha iyisiyle tersine çevirebileceğin üzerine harcadığın zaman... Asıl değişim o zaman gelecek.
Size bir sır vereyim. Yaklaşın kimse duymasın. Hani bazı oyuncular olur... 1 kesersiniz, 2 kesersiniz adam hala koridora gelip bir şeyler yapmaya çalışır. Bu adam oyunda 20 dakika kadar silik kaldıktan sonra dakika 30'lara gelindiğinde ortaya bir çıkar herkesi tokatlamaya başlar. Bunu gördükten sonra sizin oyunu kazanacağınıza olan inancınız düşmeye başlar hani ne kadar sakin kalmışsanız kalın bu dakikadan sonra takımınıza karşı konuşmalarınız hararetlenmeye başlar... İşte burası iplerin koptuğu noktadır. Karşınızdaki oyuncu bütün enerjisini oyunda kendisini zafere götürecek yollarımı aramaya adamıştır ve bunu başarmıştır. İşte siz de bu adamlardan olacaksınız size bunu garanti ediyorum. Sizin ne kadar hata yapsanız da pes etmediğinizi gören rakibin bir süre sonra şevki kırılmaya başlayacak. İnsan psikolojisine girmek istemiyorum sonra mezardan yazmam gerekebilir çünkü... Fakat şunu bilseniz yeter: Kaybedilen savaş, pes ettiğiniz savaştır.

Dedelerimiz de savaşırlarken aldıkları ilk darbede, ilk bozgunda pes etseler, bugün nerede olurduk düşünemiyorum.

Aslında psikolojiye değinmeyecektim fakat değinmenin faydalı olacağına karar verdim. Bakın. Biz erkeğiz. Gerçek savaşı atalarımız yaşadı. Biz ise bugün bilgisayarlarımız başında otururken bunun bir benzerini taklit ediyoruz sadece, zihnen böyle bir etki alıyoruz yine de. Sizce atalarımız düşmanla göğüs göğüse savaşırlarken akıllarından geçen tek şey rakibi yere sermek miydi ( buram buram testo koktu ) yoksa silah arkadaşlarına ağlayıp yahu bana yardım edin off gibi bir tutum muydu? Bunu biraz düşünmenizde fayda var, erkek olmak her türlü zorlu duruma karşı sakin kalıp bununla baş edebilmeyi gerektirir.

Adım 3: Negatif iletişim kurmayı aklından bile geçiriyorsan klavyeni çöpe atabilirsin!

Üstte detaylıca açıkladığım gibi eğer pozitif bir yaklaşım sergilemeyeceksen Chat'i kapatmak kesinlikle en doğrusu olacaktır. Bunu yaparken sana laf atanlara karşılık vermeden bunu yapmaya özen göster. Anlamayana anlatmak sana zarar vermekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır, bugüne kadar en ufak bir faydasını gördüysen devam edebilirsin.

Adım 4: Oyuna girmeden önce bir plan yap ve buna sadık kal.

Bunu fazla açmaya gerek yok zaten anlattıklarımdan sonra yeterince anlaşılır olacağından eminim. Kendimden örnek verecek olursam ben Vladimir main bir oyuncuyum. Yaklaşık 2.5 milyon ustalık puanım var. Oldukça hakimim yani fakat her oyun yeni koridor ve rakip takım eşleşmesiyle karşı karşıya kaldığımız için oyun stilimiz asla bir öncekiyle aynı olamaz, olmamalı. Oyun başlamadan hemen önce oyunun ilk 10 dakikası sadece farm yapıp rakibimin yan koridorlara gitmesini mi engellemeliyim yoksa rakibimi dürtmek ve yan koridorlara yardım etmek üzerine bir oyun stili mi kullanmalıyım üzerine bolca düşünürüm. Ve bu plana kesinlikle sadık kalırım. Eğer siz doğru olanın farm yapmak olduğunu düşünüp sonrasında rakibinize karşı sürekli agresif oynarsanız farm kaçırdıkça kendinize kızmaya başlar, düşük minyon skorunuzu görünce kendi kendinizi tilt etmek için büyük bir adım atmış olursunuz.

Adım 5: İnsanlara iyi bak hepsi ayrı bir dünya.

Herkesin hayatında bir şeyler için çabaladığını, hepsinin sorunları olduğunu, bazı insanların sırf sorunlarından uzaklaşmak için bu oyunu oynadığını unutma, saygılı davran. Sana saygısızlık yapan kişiye karşı gösterebileceğin en iyi davranışsa... Onu kendi acizliğinin içinde yapayalnız bırakmaktır.
kulağa imkansız geliyor
LoL'de sakinliğinizi korumak için benim uyguladığım ve bende etkili olan (ki ben hayatınızda görebileceğiniz toxic oyunculardan biriydim, geçtiğimiz seneye kadar toplamda 65'in üzerine hesabım perma ban yedi küfür ve hakaretten) bir zihin yapısından bahsedeceğim. Önce kendimden biraz bahsedip sonra lafı dolandırmadan konuya gireceğim.

Ben normalde bir destek oyuncusuydum. Gümüş - altın ligleri arasında dolanırdım hep ve takım arkadaşlarımdan sürekli şikayet ederdim. Muhtemelen bu hikaye size de tanıdık gelmiştir. Takımıma ADC olarak o anki pozisyonda saldırması gerektiği halde pasif takılan ve fırsatları kaçıran, aynı şekilde saldırmayıp sonraki 15-20 saniyeyi güvenli bir şekilde farm yaparak geçirmesi gerekirken sadece ama sadece saldırıp ölen adamlar gelirdi maçıma sürekli ama sürekli. Ben de başlarım böyle işe deyip koridor değiştirerek ormana geçtim. Aynı şeyleri ormanda da yaşadım. Gank attığım halde kule altında AFK takılan adamlardan tutun, koridorda dk 5'e kadar 3 kere bire bir ölen oyuncuların anama sövmeleriyle artık buna takatimin kalmayışı beni tekrar rol değiştirmeye itti fakat ne kadar rol değiştiysem yine de bir değişim göremedim. Nerede oynadıysam oynayayım yine de takımda kötü oyuncularla sınanıyordum ve hakettiğim lige yükselemediğimi düşünüyordum. Bütün oyunlarım rakibin anasına avradına dümdüz kayarken kaybettiğim vakit kaybıyla ve edindiğim öfke nedeniyle elime geçen fırsatları görememekten zaferin ellerimden kayıp gitmesiyle son buluyordu... İşte işlerin ciddileştiği kısım böylece başladı.

Ben LoL'ü gerçekten seven bir oyuncuyum ama artık hiçbir oyundan keyif alamamaya başlamıştım sanki stres atmaya, güzel oyunlar geçirip dopamin seviyelerimi arttırmaya değil de üstüne stres olmaya giriyordum oyuna! LoL benim hayatımda önemli bir yer ediniyordu çünkü ben hep bu oyunda ciddi yerlere gelmeyi umuyordum, bugün hala istediğim noktaya gelebilmiş değilim fakat bir gün geleceğim! Bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkına varmaya başladığım zamanlardı bunlar.

Adım 1: Öncelikle kendini analiz et!

Gerçekten "kaybettiğin 'bütün' oyunlar" takımının kötü olması nedeniyle mi bozgunla sonuçlandı yoksa bir şeyleri değiştirebilecek tek kişi sen olmana rağmen diğerlerini suçlarken, onların ne kadar iğrenç oyuncular olduklarını yüzlerine savururken seni zafere götürecek yoldaki fırsatları sırf egonu tatmin etmek için gözünden kaçırdığın için mi? Söylesene bana kaç kere önde olduğun halde bu üstünlüğü roam atarak takıma yaymaya çabalamak yerine takımın yeteri kadar iyi oynamadığı için " 15 ff ben AFK, Jungle rep ben oynamıyorum deyip takımının ufak da olsa bir ihtimal olan şansını yerle bir ettin?
Amacın lig atlamak mı yoksa takımındaki diğer oyuncuların ne denli leş olduklarını rakip takıma veyahut bizzat kendilerine beyan ederek kendini tatmin etmek mi? Amacının ne olduğuna karar ver!

Adım 2: Zihin yapını yeniden inşaa et!

LoL, sıraya gir tuşuna bastığın anda senin için senin hiçbir şekilde kim olacaklarına karar vermeyeceğin ve bundan sonraki yaklaşık 35 dakikalık zaman dilimini beraber geçireceğin 4 takım arkadaşı ve 5 rakip seçer. İşte tam burada sizden stoa Felsefesi'ni araştırıp öğrenmenizi tavsiye edeceğim. Temel olarak bahsedecek olursam, stoacılık; değiştiremeyeceğin şeyleri kabullenerek bunun üstüne enerji harcamayı bırakıp değiştirebileceğin şeylere odaklanmaktır. Sen 35 dakika boyunca istersen Chat'e 500 paragraf flame sözleri döşesen de yine de o oyundaki oyuncuları da değiştiremeyeceksin, oynayışlarını da. Peki ne yapabilirsin? Yeterince açık değil mi? Açıklayayım... Kendini değiştirebilirsin. Takım arkadaşlarına söverek harcayacağın enerjiyi takım arkadaşlarının oynayışlarını ve aynı zamanda rakip takımın oynayışlarını, ve hatta işleri daha da ciddileştirip Chat'e yazdıklarını analiz ederek analiz edeceksin. Eğer ki takım arkadaşın daha oyunun başladığı andan itibaren boş konuşan biriyse o kişiden bir cacık olmayacağını hatta o kişinin çabuk tilt olabilecek biri olduğunu analiz edebilirsen kendi oyununu buna göre yönlendirebilirsin... Aynı şey rakip takım adına da geçerli elbette...

Takım arkadaşın zaman zaman hata yapacak. Belki de sıçıp batıracak. İşe bunların olabileceğini ve hatta bu oyunda %90 oranında olacağını kabullenerek başlayacaksın. Planlarını hep olasılıkların en kötüsünü hesaplayarak ineceksin sihirdar vadisine.

Yıkılamaz, mağlup edilemez mentalin sırrı işte budur! Başına ne gelirse gelsin, bunun zaten gerçekleşecek olan şey olduğunu ve olanı artık değiştiremeyeceğini, bütün enerjini bunun yerine bu kötü hamleyi nasıl daha iyisiyle tersine çevirebileceğin üzerine harcadığın zaman... Asıl değişim o zaman gelecek.
Size bir sır vereyim. Yaklaşın kimse duymasın. Hani bazı oyuncular olur... 1 kesersiniz, 2 kesersiniz adam hala koridora gelip bir şeyler yapmaya çalışır. Bu adam oyunda 20 dakika kadar silik kaldıktan sonra dakika 30'lara gelindiğinde ortaya bir çıkar herkesi tokatlamaya başlar. Bunu gördükten sonra sizin oyunu kazanacağınıza olan inancınız düşmeye başlar hani ne kadar sakin kalmışsanız kalın bu dakikadan sonra takımınıza karşı konuşmalarınız hararetlenmeye başlar... İşte burası iplerin koptuğu noktadır. Karşınızdaki oyuncu bütün enerjisini oyunda kendisini zafere götürecek yollarımı aramaya adamıştır ve bunu başarmıştır. İşte siz de bu adamlardan olacaksınız size bunu garanti ediyorum. Sizin ne kadar hata yapsanız da pes etmediğinizi gören rakibin bir süre sonra şevki kırılmaya başlayacak. İnsan psikolojisine girmek istemiyorum sonra mezardan yazmam gerekebilir çünkü... Fakat şunu bilseniz yeter: Kaybedilen savaş, pes ettiğiniz savaştır.

Dedelerimiz de savaşırlarken aldıkları ilk darbede, ilk bozgunda pes etseler, bugün nerede olurduk düşünemiyorum.

Aslında psikolojiye değinmeyecektim fakat değinmenin faydalı olacağına karar verdim. Bakın. Biz erkeğiz. Gerçek savaşı atalarımız yaşadı. Biz ise bugün bilgisayarlarımız başında otururken bunun bir benzerini taklit ediyoruz sadece, zihnen böyle bir etki alıyoruz yine de. Sizce atalarımız düşmanla göğüs göğüse savaşırlarken akıllarından geçen tek şey rakibi yere sermek miydi ( buram buram testo koktu ) yoksa silah arkadaşlarına ağlayıp yahu bana yardım edin off gibi bir tutum muydu? Bunu biraz düşünmenizde fayda var, erkek olmak her türlü zorlu duruma karşı sakin kalıp bununla baş edebilmeyi gerektirir.

Adım 3: Negatif iletişim kurmayı aklından bile geçiriyorsan klavyeni çöpe atabilirsin!

Üstte detaylıca açıkladığım gibi eğer pozitif bir yaklaşım sergilemeyeceksen Chat'i kapatmak kesinlikle en doğrusu olacaktır. Bunu yaparken sana laf atanlara karşılık vermeden bunu yapmaya özen göster. Anlamayana anlatmak sana zarar vermekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır, bugüne kadar en ufak bir faydasını gördüysen devam edebilirsin.

Adım 4: Oyuna girmeden önce bir plan yap ve buna sadık kal.

Bunu fazla açmaya gerek yok zaten anlattıklarımdan sonra yeterince anlaşılır olacağından eminim. Kendimden örnek verecek olursam ben Vladimir main bir oyuncuyum. Yaklaşık 2.5 milyon ustalık puanım var. Oldukça hakimim yani fakat her oyun yeni koridor ve rakip takım eşleşmesiyle karşı karşıya kaldığımız için oyun stilimiz asla bir öncekiyle aynı olamaz, olmamalı. Oyun başlamadan hemen önce oyunun ilk 10 dakikası sadece farm yapıp rakibimin yan koridorlara gitmesini mi engellemeliyim yoksa rakibimi dürtmek ve yan koridorlara yardım etmek üzerine bir oyun stili mi kullanmalıyım üzerine bolca düşünürüm. Ve bu plana kesinlikle sadık kalırım. Eğer siz doğru olanın farm yapmak olduğunu düşünüp sonrasında rakibinize karşı sürekli agresif oynarsanız farm kaçırdıkça kendinize kızmaya başlar, düşük minyon skorunuzu görünce kendi kendinizi tilt etmek için büyük bir adım atmış olursunuz.

Adım 5: İnsanlara iyi bak hepsi ayrı bir dünya.

Herkesin hayatında bir şeyler için çabaladığını, hepsinin sorunları olduğunu, bazı insanların sırf sorunlarından uzaklaşmak için bu oyunu oynadığını unutma, saygılı davran. Sana saygısızlık yapan kişiye karşı gösterebileceğin en iyi davranışsa... Onu kendi acizliğinin içinde yapayalnız bırakmaktır.
Aciklayici bir yazi olmis fakat bazi kisimlara katilmiyorum cunku herkes bu oyunu uzaklasmak icin oynuyor ve kendisini flameleyen birisi oldugu zaman normal olarak sinirlenebiliyor kendimden ornek vermem gerekirse bende ayni sekilde zayif bir mentale sahibim ve gold liglerinde surunuyorum
 
Üye
Katılım
24 Eyl 2022
Mesajlar
19
Tepki puanı
3
Yaş
27
3 HİZMET YILI
really analyzing yourself helps you avoid tilt, nice post
 
Süper Üye
Katılım
11 Mar 2017
Mesajlar
650
Çözümler
6
Tepki puanı
143
Ödüller
6
Yaş
23
9 HİZMET YILI
Hepsini okuyamadım ama nasıl 65 tane hesaptan ban yemeyi becerdin bu nasıl oldu gerçekten seni tebrik ediyorum
 
Onaylı Üye
Katılım
18 Eki 2022
Mesajlar
51
Tepki puanı
1
Yaş
23
3 HİZMET YILI
karşı takımın emotelarını mutele karşı takımın tamamını mutele arkadan aç bi şarkı farma odaklan gank yersen de yardım iste gelmiyorsa da kule altı ölmemeye çalış.
 
Ultra Üye
Katılım
22 May 2017
Mesajlar
1,818
Tepki puanı
137
Ödüller
10
Yaş
27
Sosyal
9 HİZMET YILI
Herkesi susturmak başka çare yok
 
Onaylı Üye
Katılım
4 Tem 2021
Mesajlar
64
Tepki puanı
3
Ödüller
4
Yaş
30
4 HİZMET YILI
Ben Botlarla Oynar Gibi Oynuyorum Mutele Sonra Yazı Yok Sinyal Yok devam :)
 
Seçkin Üye
Katılım
31 Tem 2020
Mesajlar
334
Çözümler
1
Tepki puanı
39
Ödüller
5
5 HİZMET YILI
herkesin kötü oyunu olduğunu bilmen gerek önemli olan koridorunu kazanmak ve taşımaya çalışmak benim mantelitem bu
 
Onaylı Üye
Katılım
15 Eki 2022
Mesajlar
52
Tepki puanı
7
Ödüller
2
Yaş
23
3 HİZMET YILI
gerçekten böyle bir posta ihtiyacım vardı bir gün bu aşırı hırsım yüzünden başım çok ağır yanıcak
 
Onaylı Üye
Katılım
23 Ara 2021
Mesajlar
52
Tepki puanı
3
Ödüller
4
Yaş
21
4 HİZMET YILI
öyle şeyler varmı bilmiyorum ama derin derin nefes alıp chate hiç bakmadan mutelemek yoksa tr serveri çok ama çok pis ya
 
Onaylı Üye
Katılım
20 Eki 2022
Mesajlar
51
Tepki puanı
7
Yaş
24
3 HİZMET YILI
Bençe yapılması gereken farklı şeyler düşünüp ve takımındakileri mutelemek.
 
Onaylı Üye
Katılım
20 Eki 2022
Mesajlar
82
Çözümler
1
Tepki puanı
9
Ödüller
3
Yaş
26
3 HİZMET YILI
en basiti arkaya güzel hafif bir müzik ve mutedir ne yazdığını merak edip açmamak gerek.
 
Onaylı Üye
Katılım
29 Eyl 2019
Mesajlar
51
Tepki puanı
4
Ödüller
7
Yaş
30
6 HİZMET YILI
hacı adam uğraşmış ben klavyeyi yumrukluyorum
 
Süper Üye
Katılım
20 Haz 2016
Mesajlar
607
Çözümler
13
Tepki puanı
53
Ödüller
8
9 HİZMET YILI
Bence Tek çare tr de oynamamak :D
 
Onaylı Üye
Katılım
19 Tem 2018
Mesajlar
148
Tepki puanı
3
Ödüller
5
Yaş
25
7 HİZMET YILI
You just have to think it's a game, a pastime, it's not real life bro
 
Arkanda
Ultra Üye
Katılım
14 Kas 2021
Mesajlar
2,281
Çözümler
3
Tepki puanı
136
Ödüller
7
4 HİZMET YILI
LoL'de sakinliğinizi korumak için benim uyguladığım ve bende etkili olan (ki ben hayatınızda görebileceğiniz toxic oyunculardan biriydim, geçtiğimiz seneye kadar toplamda 65'in üzerine hesabım perma ban yedi küfür ve hakaretten) bir zihin yapısından bahsedeceğim. Önce kendimden biraz bahsedip sonra lafı dolandırmadan konuya gireceğim.

Ben normalde bir destek oyuncusuydum. Gümüş - altın ligleri arasında dolanırdım hep ve takım arkadaşlarımdan sürekli şikayet ederdim. Muhtemelen bu hikaye size de tanıdık gelmiştir. Takımıma ADC olarak o anki pozisyonda saldırması gerektiği halde pasif takılan ve fırsatları kaçıran, aynı şekilde saldırmayıp sonraki 15-20 saniyeyi güvenli bir şekilde farm yaparak geçirmesi gerekirken sadece ama sadece saldırıp ölen adamlar gelirdi maçıma sürekli ama sürekli. Ben de başlarım böyle işe deyip koridor değiştirerek ormana geçtim. Aynı şeyleri ormanda da yaşadım. Gank attığım halde kule altında AFK takılan adamlardan tutun, koridorda dk 5'e kadar 3 kere bire bir ölen oyuncuların anama sövmeleriyle artık buna takatimin kalmayışı beni tekrar rol değiştirmeye itti fakat ne kadar rol değiştiysem yine de bir değişim göremedim. Nerede oynadıysam oynayayım yine de takımda kötü oyuncularla sınanıyordum ve hakettiğim lige yükselemediğimi düşünüyordum. Bütün oyunlarım rakibin anasına avradına dümdüz kayarken kaybettiğim vakit kaybıyla ve edindiğim öfke nedeniyle elime geçen fırsatları görememekten zaferin ellerimden kayıp gitmesiyle son buluyordu... İşte işlerin ciddileştiği kısım böylece başladı.

Ben LoL'ü gerçekten seven bir oyuncuyum ama artık hiçbir oyundan keyif alamamaya başlamıştım sanki stres atmaya, güzel oyunlar geçirip dopamin seviyelerimi arttırmaya değil de üstüne stres olmaya giriyordum oyuna! LoL benim hayatımda önemli bir yer ediniyordu çünkü ben hep bu oyunda ciddi yerlere gelmeyi umuyordum, bugün hala istediğim noktaya gelebilmiş değilim fakat bir gün geleceğim! Bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkına varmaya başladığım zamanlardı bunlar.

Adım 1: Öncelikle kendini analiz et!

Gerçekten "kaybettiğin 'bütün' oyunlar" takımının kötü olması nedeniyle mi bozgunla sonuçlandı yoksa bir şeyleri değiştirebilecek tek kişi sen olmana rağmen diğerlerini suçlarken, onların ne kadar iğrenç oyuncular olduklarını yüzlerine savururken seni zafere götürecek yoldaki fırsatları sırf egonu tatmin etmek için gözünden kaçırdığın için mi? Söylesene bana kaç kere önde olduğun halde bu üstünlüğü roam atarak takıma yaymaya çabalamak yerine takımın yeteri kadar iyi oynamadığı için " 15 ff ben AFK, Jungle rep ben oynamıyorum deyip takımının ufak da olsa bir ihtimal olan şansını yerle bir ettin?
Amacın lig atlamak mı yoksa takımındaki diğer oyuncuların ne denli leş olduklarını rakip takıma veyahut bizzat kendilerine beyan ederek kendini tatmin etmek mi? Amacının ne olduğuna karar ver!

Adım 2: Zihin yapını yeniden inşaa et!

LoL, sıraya gir tuşuna bastığın anda senin için senin hiçbir şekilde kim olacaklarına karar vermeyeceğin ve bundan sonraki yaklaşık 35 dakikalık zaman dilimini beraber geçireceğin 4 takım arkadaşı ve 5 rakip seçer. İşte tam burada sizden stoa Felsefesi'ni araştırıp öğrenmenizi tavsiye edeceğim. Temel olarak bahsedecek olursam, stoacılık; değiştiremeyeceğin şeyleri kabullenerek bunun üstüne enerji harcamayı bırakıp değiştirebileceğin şeylere odaklanmaktır. Sen 35 dakika boyunca istersen Chat'e 500 paragraf flame sözleri döşesen de yine de o oyundaki oyuncuları da değiştiremeyeceksin, oynayışlarını da. Peki ne yapabilirsin? Yeterince açık değil mi? Açıklayayım... Kendini değiştirebilirsin. Takım arkadaşlarına söverek harcayacağın enerjiyi takım arkadaşlarının oynayışlarını ve aynı zamanda rakip takımın oynayışlarını, ve hatta işleri daha da ciddileştirip Chat'e yazdıklarını analiz ederek analiz edeceksin. Eğer ki takım arkadaşın daha oyunun başladığı andan itibaren boş konuşan biriyse o kişiden bir cacık olmayacağını hatta o kişinin çabuk tilt olabilecek biri olduğunu analiz edebilirsen kendi oyununu buna göre yönlendirebilirsin... Aynı şey rakip takım adına da geçerli elbette...

Takım arkadaşın zaman zaman hata yapacak. Belki de sıçıp batıracak. İşe bunların olabileceğini ve hatta bu oyunda %90 oranında olacağını kabullenerek başlayacaksın. Planlarını hep olasılıkların en kötüsünü hesaplayarak ineceksin sihirdar vadisine.

Yıkılamaz, mağlup edilemez mentalin sırrı işte budur! Başına ne gelirse gelsin, bunun zaten gerçekleşecek olan şey olduğunu ve olanı artık değiştiremeyeceğini, bütün enerjini bunun yerine bu kötü hamleyi nasıl daha iyisiyle tersine çevirebileceğin üzerine harcadığın zaman... Asıl değişim o zaman gelecek.
Size bir sır vereyim. Yaklaşın kimse duymasın. Hani bazı oyuncular olur... 1 kesersiniz, 2 kesersiniz adam hala koridora gelip bir şeyler yapmaya çalışır. Bu adam oyunda 20 dakika kadar silik kaldıktan sonra dakika 30'lara gelindiğinde ortaya bir çıkar herkesi tokatlamaya başlar. Bunu gördükten sonra sizin oyunu kazanacağınıza olan inancınız düşmeye başlar hani ne kadar sakin kalmışsanız kalın bu dakikadan sonra takımınıza karşı konuşmalarınız hararetlenmeye başlar... İşte burası iplerin koptuğu noktadır. Karşınızdaki oyuncu bütün enerjisini oyunda kendisini zafere götürecek yollarımı aramaya adamıştır ve bunu başarmıştır. İşte siz de bu adamlardan olacaksınız size bunu garanti ediyorum. Sizin ne kadar hata yapsanız da pes etmediğinizi gören rakibin bir süre sonra şevki kırılmaya başlayacak. İnsan psikolojisine girmek istemiyorum sonra mezardan yazmam gerekebilir çünkü... Fakat şunu bilseniz yeter: Kaybedilen savaş, pes ettiğiniz savaştır.

Dedelerimiz de savaşırlarken aldıkları ilk darbede, ilk bozgunda pes etseler, bugün nerede olurduk düşünemiyorum.

Aslında psikolojiye değinmeyecektim fakat değinmenin faydalı olacağına karar verdim. Bakın. Biz erkeğiz. Gerçek savaşı atalarımız yaşadı. Biz ise bugün bilgisayarlarımız başında otururken bunun bir benzerini taklit ediyoruz sadece, zihnen böyle bir etki alıyoruz yine de. Sizce atalarımız düşmanla göğüs göğüse savaşırlarken akıllarından geçen tek şey rakibi yere sermek miydi ( buram buram testo koktu ) yoksa silah arkadaşlarına ağlayıp yahu bana yardım edin off gibi bir tutum muydu? Bunu biraz düşünmenizde fayda var, erkek olmak her türlü zorlu duruma karşı sakin kalıp bununla baş edebilmeyi gerektirir.

Adım 3: Negatif iletişim kurmayı aklından bile geçiriyorsan klavyeni çöpe atabilirsin!

Üstte detaylıca açıkladığım gibi eğer pozitif bir yaklaşım sergilemeyeceksen Chat'i kapatmak kesinlikle en doğrusu olacaktır. Bunu yaparken sana laf atanlara karşılık vermeden bunu yapmaya özen göster. Anlamayana anlatmak sana zarar vermekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır, bugüne kadar en ufak bir faydasını gördüysen devam edebilirsin.

Adım 4: Oyuna girmeden önce bir plan yap ve buna sadık kal.

Bunu fazla açmaya gerek yok zaten anlattıklarımdan sonra yeterince anlaşılır olacağından eminim. Kendimden örnek verecek olursam ben Vladimir main bir oyuncuyum. Yaklaşık 2.5 milyon ustalık puanım var. Oldukça hakimim yani fakat her oyun yeni koridor ve rakip takım eşleşmesiyle karşı karşıya kaldığımız için oyun stilimiz asla bir öncekiyle aynı olamaz, olmamalı. Oyun başlamadan hemen önce oyunun ilk 10 dakikası sadece farm yapıp rakibimin yan koridorlara gitmesini mi engellemeliyim yoksa rakibimi dürtmek ve yan koridorlara yardım etmek üzerine bir oyun stili mi kullanmalıyım üzerine bolca düşünürüm. Ve bu plana kesinlikle sadık kalırım. Eğer siz doğru olanın farm yapmak olduğunu düşünüp sonrasında rakibinize karşı sürekli agresif oynarsanız farm kaçırdıkça kendinize kızmaya başlar, düşük minyon skorunuzu görünce kendi kendinizi tilt etmek için büyük bir adım atmış olursunuz.

Adım 5: İnsanlara iyi bak hepsi ayrı bir dünya.

Herkesin hayatında bir şeyler için çabaladığını, hepsinin sorunları olduğunu, bazı insanların sırf sorunlarından uzaklaşmak için bu oyunu oynadığını unutma, saygılı davran. Sana saygısızlık yapan kişiye karşı gösterebileceğin en iyi davranışsa... Onu kendi acizliğinin içinde yapayalnız bırakmaktır.
takımı mutele bu sadece bi oyun dünyanın sonu değil karşı takımı mutele rahatça oyna chill chill
 
Onaylı Üye
Katılım
28 Kas 2017
Mesajlar
57
Tepki puanı
4
Ödüller
9
Yaş
29
8 HİZMET YILI
Herkes all mute demıs ama eksik var
Rakip ifadelerinide susturun
 
Uzman Üye
Katılım
23 Eki 2022
Mesajlar
173
Tepki puanı
65
Ödüller
3
Yaş
25
3 HİZMET YILI
LoL'de sakinliğinizi korumak için benim uyguladığım ve bende etkili olan (ki ben hayatınızda görebileceğiniz toxic oyunculardan biriydim, geçtiğimiz seneye kadar toplamda 65'in üzerine hesabım perma ban yedi küfür ve hakaretten) bir zihin yapısından bahsedeceğim. Önce kendimden biraz bahsedip sonra lafı dolandırmadan konuya gireceğim.

Ben normalde bir destek oyuncusuydum. Gümüş - altın ligleri arasında dolanırdım hep ve takım arkadaşlarımdan sürekli şikayet ederdim. Muhtemelen bu hikaye size de tanıdık gelmiştir. Takımıma ADC olarak o anki pozisyonda saldırması gerektiği halde pasif takılan ve fırsatları kaçıran, aynı şekilde saldırmayıp sonraki 15-20 saniyeyi güvenli bir şekilde farm yaparak geçirmesi gerekirken sadece ama sadece saldırıp ölen adamlar gelirdi maçıma sürekli ama sürekli. Ben de başlarım böyle işe deyip koridor değiştirerek ormana geçtim. Aynı şeyleri ormanda da yaşadım. Gank attığım halde kule altında AFK takılan adamlardan tutun, koridorda dk 5'e kadar 3 kere bire bir ölen oyuncuların anama sövmeleriyle artık buna takatimin kalmayışı beni tekrar rol değiştirmeye itti fakat ne kadar rol değiştiysem yine de bir değişim göremedim. Nerede oynadıysam oynayayım yine de takımda kötü oyuncularla sınanıyordum ve hakettiğim lige yükselemediğimi düşünüyordum. Bütün oyunlarım rakibin anasına avradına dümdüz kayarken kaybettiğim vakit kaybıyla ve edindiğim öfke nedeniyle elime geçen fırsatları görememekten zaferin ellerimden kayıp gitmesiyle son buluyordu... İşte işlerin ciddileştiği kısım böylece başladı.

Ben LoL'ü gerçekten seven bir oyuncuyum ama artık hiçbir oyundan keyif alamamaya başlamıştım sanki stres atmaya, güzel oyunlar geçirip dopamin seviyelerimi arttırmaya değil de üstüne stres olmaya giriyordum oyuna! LoL benim hayatımda önemli bir yer ediniyordu çünkü ben hep bu oyunda ciddi yerlere gelmeyi umuyordum, bugün hala istediğim noktaya gelebilmiş değilim fakat bir gün geleceğim! Bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkına varmaya başladığım zamanlardı bunlar.

Adım 1: Öncelikle kendini analiz et!

Gerçekten "kaybettiğin 'bütün' oyunlar" takımının kötü olması nedeniyle mi bozgunla sonuçlandı yoksa bir şeyleri değiştirebilecek tek kişi sen olmana rağmen diğerlerini suçlarken, onların ne kadar iğrenç oyuncular olduklarını yüzlerine savururken seni zafere götürecek yoldaki fırsatları sırf egonu tatmin etmek için gözünden kaçırdığın için mi? Söylesene bana kaç kere önde olduğun halde bu üstünlüğü roam atarak takıma yaymaya çabalamak yerine takımın yeteri kadar iyi oynamadığı için " 15 ff ben AFK, Jungle rep ben oynamıyorum deyip takımının ufak da olsa bir ihtimal olan şansını yerle bir ettin?
Amacın lig atlamak mı yoksa takımındaki diğer oyuncuların ne denli leş olduklarını rakip takıma veyahut bizzat kendilerine beyan ederek kendini tatmin etmek mi? Amacının ne olduğuna karar ver!

Adım 2: Zihin yapını yeniden inşaa et!

LoL, sıraya gir tuşuna bastığın anda senin için senin hiçbir şekilde kim olacaklarına karar vermeyeceğin ve bundan sonraki yaklaşık 35 dakikalık zaman dilimini beraber geçireceğin 4 takım arkadaşı ve 5 rakip seçer. İşte tam burada sizden stoa Felsefesi'ni araştırıp öğrenmenizi tavsiye edeceğim. Temel olarak bahsedecek olursam, stoacılık; değiştiremeyeceğin şeyleri kabullenerek bunun üstüne enerji harcamayı bırakıp değiştirebileceğin şeylere odaklanmaktır. Sen 35 dakika boyunca istersen Chat'e 500 paragraf flame sözleri döşesen de yine de o oyundaki oyuncuları da değiştiremeyeceksin, oynayışlarını da. Peki ne yapabilirsin? Yeterince açık değil mi? Açıklayayım... Kendini değiştirebilirsin. Takım arkadaşlarına söverek harcayacağın enerjiyi takım arkadaşlarının oynayışlarını ve aynı zamanda rakip takımın oynayışlarını, ve hatta işleri daha da ciddileştirip Chat'e yazdıklarını analiz ederek analiz edeceksin. Eğer ki takım arkadaşın daha oyunun başladığı andan itibaren boş konuşan biriyse o kişiden bir cacık olmayacağını hatta o kişinin çabuk tilt olabilecek biri olduğunu analiz edebilirsen kendi oyununu buna göre yönlendirebilirsin... Aynı şey rakip takım adına da geçerli elbette...

Takım arkadaşın zaman zaman hata yapacak. Belki de sıçıp batıracak. İşe bunların olabileceğini ve hatta bu oyunda %90 oranında olacağını kabullenerek başlayacaksın. Planlarını hep olasılıkların en kötüsünü hesaplayarak ineceksin sihirdar vadisine.

Yıkılamaz, mağlup edilemez mentalin sırrı işte budur! Başına ne gelirse gelsin, bunun zaten gerçekleşecek olan şey olduğunu ve olanı artık değiştiremeyeceğini, bütün enerjini bunun yerine bu kötü hamleyi nasıl daha iyisiyle tersine çevirebileceğin üzerine harcadığın zaman... Asıl değişim o zaman gelecek.
Size bir sır vereyim. Yaklaşın kimse duymasın. Hani bazı oyuncular olur... 1 kesersiniz, 2 kesersiniz adam hala koridora gelip bir şeyler yapmaya çalışır. Bu adam oyunda 20 dakika kadar silik kaldıktan sonra dakika 30'lara gelindiğinde ortaya bir çıkar herkesi tokatlamaya başlar. Bunu gördükten sonra sizin oyunu kazanacağınıza olan inancınız düşmeye başlar hani ne kadar sakin kalmışsanız kalın bu dakikadan sonra takımınıza karşı konuşmalarınız hararetlenmeye başlar... İşte burası iplerin koptuğu noktadır. Karşınızdaki oyuncu bütün enerjisini oyunda kendisini zafere götürecek yollarımı aramaya adamıştır ve bunu başarmıştır. İşte siz de bu adamlardan olacaksınız size bunu garanti ediyorum. Sizin ne kadar hata yapsanız da pes etmediğinizi gören rakibin bir süre sonra şevki kırılmaya başlayacak. İnsan psikolojisine girmek istemiyorum sonra mezardan yazmam gerekebilir çünkü... Fakat şunu bilseniz yeter: Kaybedilen savaş, pes ettiğiniz savaştır.

Dedelerimiz de savaşırlarken aldıkları ilk darbede, ilk bozgunda pes etseler, bugün nerede olurduk düşünemiyorum.

Aslında psikolojiye değinmeyecektim fakat değinmenin faydalı olacağına karar verdim. Bakın. Biz erkeğiz. Gerçek savaşı atalarımız yaşadı. Biz ise bugün bilgisayarlarımız başında otururken bunun bir benzerini taklit ediyoruz sadece, zihnen böyle bir etki alıyoruz yine de. Sizce atalarımız düşmanla göğüs göğüse savaşırlarken akıllarından geçen tek şey rakibi yere sermek miydi ( buram buram testo koktu ) yoksa silah arkadaşlarına ağlayıp yahu bana yardım edin off gibi bir tutum muydu? Bunu biraz düşünmenizde fayda var, erkek olmak her türlü zorlu duruma karşı sakin kalıp bununla baş edebilmeyi gerektirir.

Adım 3: Negatif iletişim kurmayı aklından bile geçiriyorsan klavyeni çöpe atabilirsin!

Üstte detaylıca açıkladığım gibi eğer pozitif bir yaklaşım sergilemeyeceksen Chat'i kapatmak kesinlikle en doğrusu olacaktır. Bunu yaparken sana laf atanlara karşılık vermeden bunu yapmaya özen göster. Anlamayana anlatmak sana zarar vermekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır, bugüne kadar en ufak bir faydasını gördüysen devam edebilirsin.

Adım 4: Oyuna girmeden önce bir plan yap ve buna sadık kal.

Bunu fazla açmaya gerek yok zaten anlattıklarımdan sonra yeterince anlaşılır olacağından eminim. Kendimden örnek verecek olursam ben Vladimir main bir oyuncuyum. Yaklaşık 2.5 milyon ustalık puanım var. Oldukça hakimim yani fakat her oyun yeni koridor ve rakip takım eşleşmesiyle karşı karşıya kaldığımız için oyun stilimiz asla bir öncekiyle aynı olamaz, olmamalı. Oyun başlamadan hemen önce oyunun ilk 10 dakikası sadece farm yapıp rakibimin yan koridorlara gitmesini mi engellemeliyim yoksa rakibimi dürtmek ve yan koridorlara yardım etmek üzerine bir oyun stili mi kullanmalıyım üzerine bolca düşünürüm. Ve bu plana kesinlikle sadık kalırım. Eğer siz doğru olanın farm yapmak olduğunu düşünüp sonrasında rakibinize karşı sürekli agresif oynarsanız farm kaçırdıkça kendinize kızmaya başlar, düşük minyon skorunuzu görünce kendi kendinizi tilt etmek için büyük bir adım atmış olursunuz.

Adım 5: İnsanlara iyi bak hepsi ayrı bir dünya.

Herkesin hayatında bir şeyler için çabaladığını, hepsinin sorunları olduğunu, bazı insanların sırf sorunlarından uzaklaşmak için bu oyunu oynadığını unutma, saygılı davran. Sana saygısızlık yapan kişiye karşı gösterebileceğin en iyi davranışsa... Onu kendi acizliğinin içinde yapayalnız bırakmaktır.
knk en sinilendiğim oyun
 
Onaylı Üye
Katılım
24 Eki 2022
Mesajlar
73
Tepki puanı
14
Ödüller
2
3 HİZMET YILI
diyelim karşıda 4 tane ccli hero var bot lux morgana mid malzahar jungle skarner top lane de kara hasat teemo bu takıma karşı nasıl mentaliteni koruyabilirsin ki her türlü tilt olursun anlattıkların için teşekkürler tabi
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst