Bunu sana Milan Kundera'nın bir sözü ile cevaplayacağım; "Kaynağını gerçek bir tutkudan almayan sadakat ne kadar da bıktırıcıdır." Edebiyatımızda bir yapı vardır, 'Koşullu Bağlılık'.. Aslına bakılırsa tüm mantık bu ögelerde yatıyor. Koşula bağlılık genellikle "-se, -sa" şart kipi, "ise" ek fiili ve bazı zarf-fiil ekleri ile gerçekleşir. Eylem veya durumun gerçekleşmesi koşulun önceden gerçekleşmesine bağlıdır. Ancak bu hayata olan hedef ve inancını belli edersen bu derin şehvetten kurtulabilirsin. Kullandığım son cümle de Edebiyatımızın Koşullu Bağlılık ile bizlere neler öğrettiğini daha iyi anlayabilirsin. Eğer hayatın temel niyetini yalnızca "yaşamak, nefes almak" olarak görürsen asla mutlu hissedemez ve başarıyı elde edemezsin. İçinde bulunduğun durumu değiştirebilecek en büyük etken müstehcen şahsiyetindir. Eğer ki doğru amaç ve hedef yolunda kararlığını belli ederek her gününü, her saatini planlayarak hareket edersen; yaşamanın ne kadar keyif verici bir gerçek olduğunu anlayacaksın güzel kardeşim. Umarım en kısa zamanda güzel ve doğru adımlarla çizgini bulursun. İyi forumlar