Uzman Üye
Ben bir dostunuz, burası bir hile forumu biliyorum fakat yıllardır bu forumdayım ve belki de kendimi açtığım ilk ve son yer burasıdır. Beni yanlış anlamayın, hiçbir şey istemiyorum. Sadece içimi biraz olsun açabilmek istiyorum. Şimdiden bu mesajı okuyan herkese sonsuz teşekkür ederim.
Beş yıl önce hayatıma bir kadın girdi, her şeyden daha ötede farklı bir insan. Daha önce kimseyi sevmemişti, kimsenin gözlerine bakmamıştı ama bende ne bulduğunu asla bilemeyeceğim ama beni tanıdığı zaman iyi değildim, babam doktor olmasına rağmen yıllarca asla bir şey anlayamamıştı ya da belki de kendince inkar etmişti içinde, her şey 12 yaşında kuzenimle onların evinde yalnız bırakılmamla ve bana günlerce tecavüzü ile başladı. Günlerce odaya kitleyip bana yemek bile vermediği o anları artık ne kadar aşmış ve üzerine 9 sene geçmiş olsa da hâlâ içimde bir yaradır ama her şey bununla başladı.
Hayatım 12 yaşında kötü bir hal almıştı. Gitgide daha kötü hale gelen psikolojim ve büyüdükçe fark etmelerine rağmen görmezden gelen ailem. Konunun başına döndük, bir kadın sevdim ve o kadın benim hayatım oldu fakat bir sorun vardı psikolojim farklı bir boyut almıştı. Okuldaki çocuklar benden uzaklaşırdı, onların gözünde bir ucubeydim ama bu umurumda olmazdı. Okulda kriz geçirmemle durum patlak verdi, gözlerimden silinmiyor. O an 10. sınıfın 2. dönemi okul tuvaletinden çıktığımda bütün öğrenciler öğretmenler bana bakıyordu, üstüm başın kan içinde ve elimden de damlamaya devam ediyordu.
Hayatımın ilk psikoz krizini orada geçirdiğimde ailem devreye girmek zorunda kaldı. 6 ay boyunca beni psikiyatrilere götürmeye devam ettiler, şehir şehir dolaşıp babamın arkadaşlarının önerisi olan en iyi doktorlarla konuştum ama kimseye açamadım bu 12 yaş olayını ama bir detay vardı, ilk psikoz krizinde o kız yanımdaydı. Benden kaçmayan tek insan ve her şeyi ilk ona anlattım, hayatımı açtım ve o kadar seviyordu ki beni ben bırakacağını düşünürken bana destek oldu, psikoloji kitapları okuyordu. Bana yardım edeceğine inanıyordu, insanlar beni deli şizofren olarak ansa da o bana hiç öyle bakmamıştı. Kısa keseceğim, fazla uzatıp sıkmayayım sizi ki zaten buraya kadar kim okur? Önemli değil, okumasanız da tek istediğim bana bir şey olursa burada belki bir tane insan bile olsa beni hatırlar, ismimi bilmeden kimim neciyim bilmeden bir dost der. Devam edeyim en iyisi ve zamanla krizler artmaya başladı.
Vücudum hatırlamadığım izlerle dolmaya başladı ve sonunda bir gün kutularca ilaç içmeye karar verdim, bu kendi kararımdı. Kriz filan değildi, evet. En kötü kararımdı, arkamda bırakacağım insanları hiç düşünmedim ve bunun bedelini ağır ödedim. İlaçlar kanıma karışmaya başladığında korkmuştum, evet. Korktum, bunu yapamayacak kadar acizdim. Babamı aradım, beni kurtar diyebildim sadece çünkü bağırsaklarım çıkana kadar kusmakla meşguldum ve bayıldım. Sonunda uyandığımda sadece gözlerimi açabildim, hastanedeydim. Ağzımdan içeri giren koca bir boru ve yoğun bakım personelleri midemi yıkarken bir yandan diyalizi başlatıyorlardı.
Çok geçmeden verdikleri ilaç geri uyumamı sağladı, uyanmıştım. Sonunda gözlerimi açtığımda yoğun bakım odasında üstümde bir önlükten başka bir şey yoktu. Babam yanımda ağlamaktan gözleri şişmiş, sevgilim ise diğer yanımda elimi tutuyordu. Gözlerimi açtım, evet ama konuşamıyordum. Entübe ettiklerini anladım, korkma dediler. Bir anda panikleyince gözlerindeki o parıltı çok farklıydı, doktor geldi. Babamla görüşüyordu kapının diğer tarafında ama ben hâlâ kendime gelememiştim. Ne olduğunu kavramaya çalışırken daha doktor geldi ve durumu uzun uzun anlattı. 6 haftadır entübe uyuttuk, nabzın yavaşlasın ve toksik maddeleri temizlemek daha kolay olsun diye dedi.
Halbuki sanki gece uyuyup sabah uyanmış gibiydim, işte orada iş resmileşti. Haftalarca süren testler sonucunda artık bir teşhis konuldu: Disosyatif kimlik bozukluğuydu. Bu sözü duyduğum an hayatım bitti diye düşündüm ve ilaç tedavileri psikoterapilerle yaşadım, 4 sene boyunca 3 ay önce ilk başta yavaş yavaş ilaç, sonra da psikoterapi bitti. Risperdal gibi ağır ilaçlar beni değiştirmişti, hayatımı bedenimi aklımı hatta düşüncelerimi dahi ama sevdiğim kadın hâlâ yanımdaydı. Ben onunla büyümüştüm, onunla hayata tutunmuştum. O benim için bir sevgiliden öteydi, bir hayattı. İlaçları bıraktım elbette ama hâlâ düzenli iğne vurulmak zorundayım. Kişilik bozukluğunun bazı etkilerinin nüksetmemesi için sanrılar gibi ama sevdiğim kadın kaç senedir benim yanımdayken bu sene bir üniversite kazandı ve gitti ama bir sorun vardı sanki. Artık bana eskisi gibi bakmıyordu, sanki eskisi gibi sevmiyor muydu? Bunun yüzünden kendimi suçladım durdum haftalarca.
Benden asla gitmeyecek bir iz kaldı ve güncel zamana geleyim, asıl beni yiyip bitiren şey dostlar şimdi o kız hâlâ uzağımda ve sürekli başka biri mi var diye düşünüyorum. Hayat bir zindana döndü benim için. Ne ölüm beni kabul etti ne de yaşam ve yaşama tutunduğum tek dal belki de başka biriyle şu anda ama hâlâ benim gözlerime bakıp seni seviyorum diyor. Bundan emin değilim tabii ki yani başkası olduğundan ama ne yapacağımı bilmiyorum. Artık onunla bile hiçbir şey paylaşamıyorum, bu yüzden buraya yazıyorum bu cümleleri, uzun lafın kısası; bu yazıyı buraya kadar okuyan okumayan herkese teşekkür ederim, bir cevap vermenizi beklemiyorum fakat yazdığınız hatta düşündüğünüz her şey benim için çok değerli, hepinize teşekkür ederim dostlar. Sağlıcakla kalın, iyi geceler.
Beş yıl önce hayatıma bir kadın girdi, her şeyden daha ötede farklı bir insan. Daha önce kimseyi sevmemişti, kimsenin gözlerine bakmamıştı ama bende ne bulduğunu asla bilemeyeceğim ama beni tanıdığı zaman iyi değildim, babam doktor olmasına rağmen yıllarca asla bir şey anlayamamıştı ya da belki de kendince inkar etmişti içinde, her şey 12 yaşında kuzenimle onların evinde yalnız bırakılmamla ve bana günlerce tecavüzü ile başladı. Günlerce odaya kitleyip bana yemek bile vermediği o anları artık ne kadar aşmış ve üzerine 9 sene geçmiş olsa da hâlâ içimde bir yaradır ama her şey bununla başladı.
Hayatım 12 yaşında kötü bir hal almıştı. Gitgide daha kötü hale gelen psikolojim ve büyüdükçe fark etmelerine rağmen görmezden gelen ailem. Konunun başına döndük, bir kadın sevdim ve o kadın benim hayatım oldu fakat bir sorun vardı psikolojim farklı bir boyut almıştı. Okuldaki çocuklar benden uzaklaşırdı, onların gözünde bir ucubeydim ama bu umurumda olmazdı. Okulda kriz geçirmemle durum patlak verdi, gözlerimden silinmiyor. O an 10. sınıfın 2. dönemi okul tuvaletinden çıktığımda bütün öğrenciler öğretmenler bana bakıyordu, üstüm başın kan içinde ve elimden de damlamaya devam ediyordu.
Hayatımın ilk psikoz krizini orada geçirdiğimde ailem devreye girmek zorunda kaldı. 6 ay boyunca beni psikiyatrilere götürmeye devam ettiler, şehir şehir dolaşıp babamın arkadaşlarının önerisi olan en iyi doktorlarla konuştum ama kimseye açamadım bu 12 yaş olayını ama bir detay vardı, ilk psikoz krizinde o kız yanımdaydı. Benden kaçmayan tek insan ve her şeyi ilk ona anlattım, hayatımı açtım ve o kadar seviyordu ki beni ben bırakacağını düşünürken bana destek oldu, psikoloji kitapları okuyordu. Bana yardım edeceğine inanıyordu, insanlar beni deli şizofren olarak ansa da o bana hiç öyle bakmamıştı. Kısa keseceğim, fazla uzatıp sıkmayayım sizi ki zaten buraya kadar kim okur? Önemli değil, okumasanız da tek istediğim bana bir şey olursa burada belki bir tane insan bile olsa beni hatırlar, ismimi bilmeden kimim neciyim bilmeden bir dost der. Devam edeyim en iyisi ve zamanla krizler artmaya başladı.
Vücudum hatırlamadığım izlerle dolmaya başladı ve sonunda bir gün kutularca ilaç içmeye karar verdim, bu kendi kararımdı. Kriz filan değildi, evet. En kötü kararımdı, arkamda bırakacağım insanları hiç düşünmedim ve bunun bedelini ağır ödedim. İlaçlar kanıma karışmaya başladığında korkmuştum, evet. Korktum, bunu yapamayacak kadar acizdim. Babamı aradım, beni kurtar diyebildim sadece çünkü bağırsaklarım çıkana kadar kusmakla meşguldum ve bayıldım. Sonunda uyandığımda sadece gözlerimi açabildim, hastanedeydim. Ağzımdan içeri giren koca bir boru ve yoğun bakım personelleri midemi yıkarken bir yandan diyalizi başlatıyorlardı.
Çok geçmeden verdikleri ilaç geri uyumamı sağladı, uyanmıştım. Sonunda gözlerimi açtığımda yoğun bakım odasında üstümde bir önlükten başka bir şey yoktu. Babam yanımda ağlamaktan gözleri şişmiş, sevgilim ise diğer yanımda elimi tutuyordu. Gözlerimi açtım, evet ama konuşamıyordum. Entübe ettiklerini anladım, korkma dediler. Bir anda panikleyince gözlerindeki o parıltı çok farklıydı, doktor geldi. Babamla görüşüyordu kapının diğer tarafında ama ben hâlâ kendime gelememiştim. Ne olduğunu kavramaya çalışırken daha doktor geldi ve durumu uzun uzun anlattı. 6 haftadır entübe uyuttuk, nabzın yavaşlasın ve toksik maddeleri temizlemek daha kolay olsun diye dedi.
Halbuki sanki gece uyuyup sabah uyanmış gibiydim, işte orada iş resmileşti. Haftalarca süren testler sonucunda artık bir teşhis konuldu: Disosyatif kimlik bozukluğuydu. Bu sözü duyduğum an hayatım bitti diye düşündüm ve ilaç tedavileri psikoterapilerle yaşadım, 4 sene boyunca 3 ay önce ilk başta yavaş yavaş ilaç, sonra da psikoterapi bitti. Risperdal gibi ağır ilaçlar beni değiştirmişti, hayatımı bedenimi aklımı hatta düşüncelerimi dahi ama sevdiğim kadın hâlâ yanımdaydı. Ben onunla büyümüştüm, onunla hayata tutunmuştum. O benim için bir sevgiliden öteydi, bir hayattı. İlaçları bıraktım elbette ama hâlâ düzenli iğne vurulmak zorundayım. Kişilik bozukluğunun bazı etkilerinin nüksetmemesi için sanrılar gibi ama sevdiğim kadın kaç senedir benim yanımdayken bu sene bir üniversite kazandı ve gitti ama bir sorun vardı sanki. Artık bana eskisi gibi bakmıyordu, sanki eskisi gibi sevmiyor muydu? Bunun yüzünden kendimi suçladım durdum haftalarca.
Benden asla gitmeyecek bir iz kaldı ve güncel zamana geleyim, asıl beni yiyip bitiren şey dostlar şimdi o kız hâlâ uzağımda ve sürekli başka biri mi var diye düşünüyorum. Hayat bir zindana döndü benim için. Ne ölüm beni kabul etti ne de yaşam ve yaşama tutunduğum tek dal belki de başka biriyle şu anda ama hâlâ benim gözlerime bakıp seni seviyorum diyor. Bundan emin değilim tabii ki yani başkası olduğundan ama ne yapacağımı bilmiyorum. Artık onunla bile hiçbir şey paylaşamıyorum, bu yüzden buraya yazıyorum bu cümleleri, uzun lafın kısası; bu yazıyı buraya kadar okuyan okumayan herkese teşekkür ederim, bir cevap vermenizi beklemiyorum fakat yazdığınız hatta düşündüğünüz her şey benim için çok değerli, hepinize teşekkür ederim dostlar. Sağlıcakla kalın, iyi geceler.
Moderatörün son düzenlenenleri: