[font=open_sansregular, Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif]#2[font=open_sansregular, Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif]Part 2 Sizlerle....
Duygularımı ona da açmaya karar verdim. birkaç cümle sarf etmiştim ki eliyle ağzımı kapattı. yapma, dedi. sakın aramızdaki ilişkiyi bozma. şaşkın bakışlarla süzüyordum onu, gururum kırılmıştı. fakat öyle bir güç yayıyordu ki karşı koyamadım o anda. uysalca itaat ettim. ve o günden beri sıkı birer arkadaş olmuştuk. o gün ona karşı hissettiğim duyguları alıp arkadaşlığımıza katkıda bulunması için yeniden düzenlemişti sanki.
- iyi oldu geldiğin, canım sıkkındı zaten.
- hayırdır?
deep web'den söz etmeli miydim ona? sır saklamazdım ondan fakat yine de boşboğazlık etmemeye karar verdim.
- hiç ya, genel bir sıkkınlık var üstümde.
- iyi ben de seni almaya geldim zaten, hadi çıkıyoruz. ahmet de bekliyor.
- ya inan hiç çıkasım yok, bugün bensiz takılın.
- iyice ev kuşu oldun sen de. son kararın mı?
- evet kenan bey.
güldü. onu güldürünce kendime olan saygım artardı. iyi eğlenceler dileyerek kapattım kapıyı, deep web beni bekliyordu.
bir kahve hazırlayıp tekrar bilgisayarın başına geçtim. deep web'i biraz daha keşfetmeye çalışacaktım. bu yoldaki tek yoldaşım tor'la birlikte seyahatime başladım. bu defa pornolara da göz atmak istiyordum. anlatılanlar gerçekten ürkütücüydü, acaba ne kadarı gerçek olabilirdi ki?
izlediğim yolları anlatıp da deneyimsiz kardeşlerime kötü örnek olmak istemediğim için ayrıntıya girmeyeceğim. her neyse, az buçuk bilgisayar bilen herkesin ulaşabileceği türde pornolara rastladım. daha fazlası olmalıydı, bunlar sıradandı dedim kendi kendime ali ağaoğlu misali. içimde altı delik bir kova vardı sanki, dolmak için aradığı sıvının deep web'de olduğunu fısıldıyordu bana.
daha da hırslanıp yeni videolar aramaya koyuldum.
yaklaşık bir hafta önce inci'de de paylaşıldığına şahit olduğum ve şu an normal web'de de yer alan bir video buldum aperatif olarak. bir yatakta yarı baygın yatan bir erkeğe buz kıracağı saplanıyordu psikopatın biri tarafından. daha sonra eline bıçak alıp kurbanının vücuduna kesikler atmaya başladı ki midemin bulandığını fark ettim.
bunların hoşuma gittiğini inkar etmek için bir savunma mekanizmasıydı sanki midemin yaptığı. istemsizce merak duyduğumu hissettim, midemin bulanmasına rağmen. devam ettim. olanları anlatmama lüzum yok, aynı hızla devam etti olanlar.
lakin ben doymamıştım. merak kisvesi altında şiddete aç olduğumu hissediyordum. yeni videolara bakınmaya devam ettim. olacakları bilseydim, muhtemelen değil deep web, normal web'den bile uzak kalırdım...
yıllarca içine hapsolduğum silikliğimden dolayı bu videolara mide bulandırıcı bir hayranlık duyduğumu hissetim. bunları yapanlar normal, senin benim gibi insanlar olamazdı, onlar farklı olmalıydılar belki de üstün...
bu düşünceler eşliğinde yeni açtığım videodaki kadının kahverengi saçları dikkatimi çekti. tanıdık geliyordu sanki bir yerlerden... yüzünde maske olması sonuca varmamı engelliyordu. kaşlarımı çatarak düşünmeye devam ettim. kimdi bu?
aklıma gelen ihtimal bile kanımı dondurmaya yetti. yo yo bu kadar şiddetli görsele şahit olmam zihnimin düzgün çalışmasını engelliyor olmalıydı. uyku vakti gelmişti artık zaten yarın erken kalkmalıydım.
uykuda bile peşimi bırakmadı deep web, şiddet dolu rüyalarla devam ediyordu bu psikopatlığın resitali.
saatin cırtlak alarm sesiyle uyandım. kendimi kilometrelerce koşmuş gibi yorgun hissediyordum, buna rağmen aç değildim. şiddet beni doyurmuştu adeta. bir çay içtim, akabinde hızlıca giyinip işe doğru yola koyuldum.
ünlü bir bilgisayar pazarlama şirketinin küçük bir şubesinde satış görevlisiydim. ruh gibi içeri girdim, arkadaşların verdiği selamlara robotik şekilde karşılık verip deniz'e doğru yanaştım.
- günaydın.
- günaydın naber?
- iyi. naptınız dün?
gözlerim istemsizce saçlarına takılmıştı. deniz bir şeyler anlatıyordu fakat anlamıyordum.
gözlerimin karardığını hissettim. bayılmışım o anda.
- uyanıyor galiba.
gözlerimi kırpıştırarak etrafıma baktım. deniz ve şef başımda bekliyorlardı. dehşetle deniz'e baktım tekrar, o da şaşkın şekilde beni izliyordu...
Part 2 Sonu...[/FONT]
[font=open_sansregular, Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif]Karanlık Baktıkça Açıldı Hayat Kapıları Önümde...[/FONT][/FONT]
Duygularımı ona da açmaya karar verdim. birkaç cümle sarf etmiştim ki eliyle ağzımı kapattı. yapma, dedi. sakın aramızdaki ilişkiyi bozma. şaşkın bakışlarla süzüyordum onu, gururum kırılmıştı. fakat öyle bir güç yayıyordu ki karşı koyamadım o anda. uysalca itaat ettim. ve o günden beri sıkı birer arkadaş olmuştuk. o gün ona karşı hissettiğim duyguları alıp arkadaşlığımıza katkıda bulunması için yeniden düzenlemişti sanki.
- iyi oldu geldiğin, canım sıkkındı zaten.
- hayırdır?
deep web'den söz etmeli miydim ona? sır saklamazdım ondan fakat yine de boşboğazlık etmemeye karar verdim.
- hiç ya, genel bir sıkkınlık var üstümde.
- iyi ben de seni almaya geldim zaten, hadi çıkıyoruz. ahmet de bekliyor.
- ya inan hiç çıkasım yok, bugün bensiz takılın.
- iyice ev kuşu oldun sen de. son kararın mı?
- evet kenan bey.
güldü. onu güldürünce kendime olan saygım artardı. iyi eğlenceler dileyerek kapattım kapıyı, deep web beni bekliyordu.
bir kahve hazırlayıp tekrar bilgisayarın başına geçtim. deep web'i biraz daha keşfetmeye çalışacaktım. bu yoldaki tek yoldaşım tor'la birlikte seyahatime başladım. bu defa pornolara da göz atmak istiyordum. anlatılanlar gerçekten ürkütücüydü, acaba ne kadarı gerçek olabilirdi ki?
izlediğim yolları anlatıp da deneyimsiz kardeşlerime kötü örnek olmak istemediğim için ayrıntıya girmeyeceğim. her neyse, az buçuk bilgisayar bilen herkesin ulaşabileceği türde pornolara rastladım. daha fazlası olmalıydı, bunlar sıradandı dedim kendi kendime ali ağaoğlu misali. içimde altı delik bir kova vardı sanki, dolmak için aradığı sıvının deep web'de olduğunu fısıldıyordu bana.
daha da hırslanıp yeni videolar aramaya koyuldum.
yaklaşık bir hafta önce inci'de de paylaşıldığına şahit olduğum ve şu an normal web'de de yer alan bir video buldum aperatif olarak. bir yatakta yarı baygın yatan bir erkeğe buz kıracağı saplanıyordu psikopatın biri tarafından. daha sonra eline bıçak alıp kurbanının vücuduna kesikler atmaya başladı ki midemin bulandığını fark ettim.
bunların hoşuma gittiğini inkar etmek için bir savunma mekanizmasıydı sanki midemin yaptığı. istemsizce merak duyduğumu hissettim, midemin bulanmasına rağmen. devam ettim. olanları anlatmama lüzum yok, aynı hızla devam etti olanlar.
lakin ben doymamıştım. merak kisvesi altında şiddete aç olduğumu hissediyordum. yeni videolara bakınmaya devam ettim. olacakları bilseydim, muhtemelen değil deep web, normal web'den bile uzak kalırdım...
yıllarca içine hapsolduğum silikliğimden dolayı bu videolara mide bulandırıcı bir hayranlık duyduğumu hissetim. bunları yapanlar normal, senin benim gibi insanlar olamazdı, onlar farklı olmalıydılar belki de üstün...
bu düşünceler eşliğinde yeni açtığım videodaki kadının kahverengi saçları dikkatimi çekti. tanıdık geliyordu sanki bir yerlerden... yüzünde maske olması sonuca varmamı engelliyordu. kaşlarımı çatarak düşünmeye devam ettim. kimdi bu?
aklıma gelen ihtimal bile kanımı dondurmaya yetti. yo yo bu kadar şiddetli görsele şahit olmam zihnimin düzgün çalışmasını engelliyor olmalıydı. uyku vakti gelmişti artık zaten yarın erken kalkmalıydım.
uykuda bile peşimi bırakmadı deep web, şiddet dolu rüyalarla devam ediyordu bu psikopatlığın resitali.
saatin cırtlak alarm sesiyle uyandım. kendimi kilometrelerce koşmuş gibi yorgun hissediyordum, buna rağmen aç değildim. şiddet beni doyurmuştu adeta. bir çay içtim, akabinde hızlıca giyinip işe doğru yola koyuldum.
ünlü bir bilgisayar pazarlama şirketinin küçük bir şubesinde satış görevlisiydim. ruh gibi içeri girdim, arkadaşların verdiği selamlara robotik şekilde karşılık verip deniz'e doğru yanaştım.
- günaydın.
- günaydın naber?
- iyi. naptınız dün?
gözlerim istemsizce saçlarına takılmıştı. deniz bir şeyler anlatıyordu fakat anlamıyordum.
gözlerimin karardığını hissettim. bayılmışım o anda.
- uyanıyor galiba.
gözlerimi kırpıştırarak etrafıma baktım. deniz ve şef başımda bekliyorlardı. dehşetle deniz'e baktım tekrar, o da şaşkın şekilde beni izliyordu...
Part 2 Sonu...[/FONT]
[font=open_sansregular, Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif]Karanlık Baktıkça Açıldı Hayat Kapıları Önümde...[/FONT][/FONT]